9 Şubat 2026 Pazartesi

33 üncü isim günümde

 Büyükler bize niye büyük, old fashion veya dinazor gibi görünüyormuş şimdi anladım. Çünkü herkes kendi zamanında yaşıyor ve her dönem daha farklı.

25+ dan sonra insanın davranışları çoğunlukla öğrenilmiş içgüdüsel tepkiler veya alışkanlıklarla yönetiliyor. Bilinç bunun yüzde kaçında devrede emin değilim.

Bir de her dönem bir önceki kuşağı eleştiriyor, çünkü anlayamıyor. Her yeni kuşak da bir önceki kuşağı daha dinazor görüyor.

Tabi bu durum 500 yıl önce çok farklı olabilir çünkü artık değişim ve gelişim hızı çok farklı, değişmek ve farklı olmak mecburiyetinde gibiyiz. Bu durum aynı zamanda bizi köklerimizden, olduğumuz kişilerden ve olmak istediğimiz kişilerden uzaklaştırıyor. 

Bu yıl çok hızlı geçti diye klişe bir giriş yapmak istemedim ama öyle oldu, zaten buraya yılda bir yazıyorum yine aynı şeyleri yazabilirim: daha çok yazmalıyım, zaman hızlı geçiyor hee hee..

Ben nelerle mi uğraştım bu sene?

1- Startup kurdum https://www.intervai.net/

2- Çok çalıştım ailemizi geçindirdim, sağlıkla ilgili ve bir çok sorunla uğraştım ve büyüdüm

3- Motosiklet aldım (husqarna norden 901)

4- Araba aldık (golf benzinli)

5- Ev aldık (Viyana da ev alıyoruz diye yola çıktık ve Viyana'ya 30-40km uzakta bir köye yerleştik)

6- Çok üzüldüm, çok sevindim

7- Ev alma yolculuğunu bir arşiv haline getirmek için sosyal medya sayfası açtım ve biraz tuttu:

https://www.instagram.com/viyanadaevariyorum/
https://www.tiktok.com/@viyanadaevaliyorum

8- İnsanlara faydalı olmak için bir websitesi açtım https://welcherkredit.com

Böyle düşününce bu yıl pek de boş geçmemiş. Tabi fırsatları kovalamaya devam etmek istiyorum hayatı daha farklı görüyorum. Aynı zamanda eski arkadaşlarım konusuna halen üzülüyorum bununla ilgili bir post yazmıştım geçen okudum da iyi ki yazmışım da tarihe not düşmüşüm. Yapacak bir şey yok.

Pek Almanca öğrenemedim sırada bu konu var ama çok yoğunum gördüğünüz gibi her masada her zaman olmaya çalışmaktan belki de olmam gereken masalarda arzu ettiğimin sadece yarısı kadar olabiliyorumdur.

Yeni yıla yeni bir evde, Ece'nin 3-4 gün önceden kalma yarım pastasını yiyerek ve kedimize karşı olan alerjimi yenmeye çalışarak giriyorum.

Stresin getirdiği egzamalar, bel fıtığımın ayağıma vurması, 30 yıl ödeyeceğim borcum da cebimde. 

Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. 

23 Ocak 2026 Cuma

Taşınma zordur, ama da ha zor şeyler de vardır.

 Vaay be!

Dün bir arkadaşım kaç yaşındasın dedi 33 dedim, ulan sen yaşlıymışsın dedi. 23 yaşımda yaşadığım bazı olayları anlatıyordum, heyecanlanırken buldum kendimi. Gerçi halen heyecanımı kaybetmedim ama daha farklı artık her şey. 

Dışarısı -5 derece, saat sabah 8 civarı ancak henüz bir ışık yok doğru düzgün. Uyandım ve söylediğim şey "vaaay be" oldu. Çünkü gerçekten öyle hissediyordum. 

Çünkü evimizde her yer kutulanmış durumda, taşınıyoruz! Yaklaşık 2.5 yıldır hayatımızı çok sade bir şekilde yaşadık 1+1 evimize dünyaları sığdıdık, anılar biriktirdik, sevinçler ve çok üzüldüğümüz olaylar yaşadık.

Ama şimdi her şeyi kutulama ve yanımıza alma zamanı. Anıları, sevinçleri, hüzünleri ve televizyonu. 

Bu taşınma olayı insana yeni fırsatlar sunuyor, her şeyi yanına almak zorunda değilsin. Bazı şeylerden vazgeçebilirsin ve yıllardır taşıdığın yüklerden kurtulabilirsin, devredebilirsin, temizlenebilirsin. Tabi muhakkak yenileri gelecek, hayatın da yaşamın da düzeni bu.

En çok çocukluk özlenir, çünkü yukarıda bahsettiğim ıvır zıvır konularla uğraşmak zorunda değilsindir. Bir top atıldı mı ortaya onun peşinden koşarsın caddelerde. İki tane kutu koyuldu mu sokağın ortasına herkes maç yapmaya hazırdır. Mahallede çamaşır yıkanmaya başlandı mı kaldırım kenarında topraktan barajlar yapılır ve en güzeli de annenin camdan yada megafondan sana seslenmesidir. 

Bütün bu ıvır zıvırları düşünmezsin, yaşarsın, bu farklı bir yaşamaktır.

Italyanlar "zaman uçar" demişti. Evet zaman uçtu beni bu yaşıma getirdi. Ece'nin duvarda geçen yıl kutladığımız buruk doğumgününden kalma 29 yaş balonları halen duruyor, 10 gün sonra 30 olacak ve bunu değiştirmeye elim gitmiyor. Zaman uçuyor.

Peki biz ne yapalım? Kutuları bantladık, arkadaşlarımızı çağırdık destek istedik. Ben yine eski arkadaşlarımı düşünüp hüzünlendim, tabi onların bundan haberi yok çünkü bir düşünce kadar bana yakın olsalar da artık -70 derecede dışarıda yürümek gibi onlara ulaşmaya çalışmak. Keskin ve acı verici. O yüzden soğuk diyorum ve camdan dışarı bakıp perdeyi kapatıyorum.

Yarın taşınıyoruz, dışarısı -5 derece. Bazı şeylerin paketlenmesi bitti. Yeni evin emlakçısından yediğimiz kazık dolayısıyla tüm evin tadilat ve boya işlerini kendimiz yaptık. Bu bizi çok geliştirdi ama çok yordu. Emek yoğun işlere saygımız arttı, kendimize güvenimiz arttı, ve bizi çok değiştirdi. 2 senedir duvara 1 delik açmaya çekinirken şimdi duvarı balyozla kırıp tekrar örebilirim. O kadar da zor değilmiş bazı şeyler.

Bazen önceden çok düşünürüm, ve kaygılarım beni ele geçirir. Şu nasıl olacak? Kaygılanmaktan cok zarar görürüm ve sonra o şey olur, kolayca. O şey olsa bana vereceği zarardan daha çok kaygılarımla kendime zarar veririm. Bu geliştirmem gereken bir konu. Ve başka bir yazının konusu.

Çok yorulduk, bir sürü büyük karar aldık. Hepsinden halen emin değilim ama bazen çok da emin olmaya gerek yok sanki. 

Ailem ve sağlığım iyi ki var. Eski arkadaşlarım keşke yanımda olsalar. Yeni arkadaşlarımı kabul etmem böylece daha kolay olurdu.

Vaay be, kutula, bantla, kaldır veya çöpe at. 
Her şeye hak ettiği gibi davran yoksa kendine zarar verirsin.

Çok şükür.