15 Ekim 2011 Cumartesi

yok etmeden var olmak

yok etmeden var olmak
işte deyişimiz. santarlistanbul 1910 yılında kurulmuş olan istanbulun elektrik santrali. şimdilerde enerji müzesi olarak görevini sürdürmekte.  ve fırsatı olanlar için bir ocak 2012 tarihine kadar orada birşey var gidip görülmesi tavsiye edilir birşey o şey -çok şey bişey.

bir hapşırıkla başladığım paragraf bir diğer hapşırıkla devam ediyor. aa evet hasta oldum ve çok memnunum bu durumdan çünkü kış geliyor. aynı zamanda ilk vizelerde geliyor ama o ayrı bir yazı konusu olur sanırım. yaklaşık bir aydır hiç kitap okumadım. arkadaşımdan aldığım kitap -ki iki ay oldu- bile bitmedi henüz. yavuz ilk görüşmemizdek kitabını vereceğim.
 
kafası renkli olan insanlar duvarların arasından dışarı taşan renkleriyle beni selamlarlar. aklından bir sayı tutmalar meşurken şimdileri ben içinden bir hayal tut ve sarıl derim. tanımlaman önemli değil ki aslında birşeyi tanımalamak hiçte kolay birşey değildir.

bu arada; seninle karşılaşmak güzeldir marlis.

2 Ekim 2011 Pazar

tamam

tamam. sen; dünyanın acısını yaşamış, kalabalıkların arasında derdinin duvarını yaza yaza bitirememiş bir ruhsun. aynı ben ne güzel.
iyi de. sen; dünyanın şu karanlık yüzünü haykırmaktan cayıp, gökyüzünün maviliklerine sarılsan. bunu yapmadığında çirkin dünya üzerinde haykırdığın siyah lanetin aslında o tertemiz(!) bedenlerimizin taşıdığı tertemiz(!) ruhlarımızı düşün.
dünya öncelikleri hızla değişiyor. kısa bir süre sonra insanların daha fazla düşünmeye ihtiyacı olacak, ancak davranış seçimlerinin tahmin edilemez olması benim tercihimde üst sıralardadır.

gelecek dünyanın "güzel bir dünyada yaşamaktan ziyade içinde yaşadığı dünyayı güzelleştirmek" inancıyla dolmasını dilerdim.

en gelecek dünya, geçmişteki güzel masallarda gizlidir.


bu arada bu saate kadar uyumamış değilim, yazıyı yatağımdan kalkıp yazdım çünkü düşünceler uyutmuyordu. aferim bana.

30 Eylül 2011 Cuma

günler..

fundamental of physic ve calculus ile tanıştığım, hocaların anlattığı dersleri anlamadığım, saçlarımı az biraz uzattığım ve saçlarımın kıvrılıp gittiği günlerdeyim.

bu ayın son gönderisi bu. belkide derslerin arasında boğuşmaktan  sıkılıp kütüphanede yann tiersen dinlerken içime sığdıramadıklarımı sana yazıp, derslerden şikayet edesimden önceki son gönderi. belkide değil.

birşeyler oluyor ancak nedir ne değildir tam emin değilim, belkide kaç zamandır koruduğum büyümeme isteğimi terk ediyorumdur. belkide kaç zamandır konuşmadıklarımı kaybediyorumdur, yada daha birsürü şey.

23 Eylül 2011 Cuma

to want to share

nowadays, i have some foreign people who are waiting an english post from me. and i decide that i will try to write something on english when i find the time.
usually i dont watch american movies, i guess europan movies is better. but i just watched a movie which name is "the american history x". it wasnt so fluent but i like end of the movie;
We are not enemies, but friends. We must not be enemies. Though passion may have strained, it must not break our bonds of affection. The mystic chords of memory will swell when again touched, as surely they will be, by the better angels of our nature.
if you like this words, i guess you should watch it.
keep to follow me, Andrea, Sarah, Victoria, Damla.

19 Eylül 2011 Pazartesi

hissetmek

birkaç gündür havalar 'serin' denilebilcek kıvamda. soğuğun getirdiği hafif ürpertiyi özlemiş olan bedenim keyifle karşılıyor bu durumu. kim eylül akşamlarında yaprak çıtırtılarıyla yürüyor bilinmezinin yanı sıra imgeden öteye geçip geçmeyecek olanların düşünceleride gelir aklıma.


severim ben kışları, muhakkak tekrar edeceğim bunu. ve üşümek hissini neden sevdiğime gelince; üşüyünce gözlerimi kapatıp soğuğu doyasıya hissetmek isterim, onu anlamak, varoluşundaki sırları dinlemek isterim, sonra yeterince sıcak aynı zamanda yeterince soğuk kalmayı diler, dener yüreğim.

15 Eylül 2011 Perşembe

günler.

daha az kitap okuduğum,
daha çok müzikle uğraştığım,
daha fazla oyun oynadığım,
düzensiz beslendiğim günler.

biliyormusun; ben yazdıklarımı okuduğumda tuhaf oluyorum. bu sana anlatıp tarif edebileceğim birşey değil fakat senin anlayabileceğin birşey. sanki okumak için yazmamışım gibi hissediyorum, sadece anlatmak için yazmışım gibi.

tatilden döneli bir haftayı geçti. ilk defa ailem dışında birileriyle tatile gittim. çok çok eğlenmedim ama güzel keyifli vakit geçirdim.

 biz yürürüz yollar bitmez, yollar biter biz ölürüz.
 bir önceki geceyi hatırlamamamızla beraber keşfetmiş olduğumuz içeceğin tanıtımı;
şok'tan aldığınız tank ile bim'den aldığınız etkini 5 litrede karıştırın.
etkin: etki altına alır! / ateşle yaklaşmayınız.
 
bir günde olsa güzel vakit geçiren, sevgiyle kucak açtığımız sokakların gariban kedisi "sümüklü"
gerçekten akıllı bir kediydin seni unutmayacağız..
..

8 Eylül 2011 Perşembe

canım çekti.

ben bu sene şeftaliyi daha bir başka seviyorum, güzelce dilimleyi yiyorum. çok yesemde olur yemesemde.
bunu sana anlatmayı düşünürken aklıma şu geldi;
şeftali bey evde yok ben kayısıyım.