yaşam pınarlarından ergonomik bir haykırışla karşınızdayım. bol kitaplar aldım okuyup etkilenip anlatacağım. kitaplar bol geliyor artık bana, yazmaya ara verdiğimden beridir zayıflamış okuma haznemde.
1. zaman çarkı serisinin ilk kitabını aldım. 1000 sayfayı bir çırpıda okudum.
2. che nin motorsiklet günlükleri kitabını aldım, zamanında filmini çok seyrettiydim hevelsenmiştim.
3. zen ve motorsiklet bakım sanatı isimli felsefi kitabı aldım.
4. bilgelik hikayeleri isminde hem ucuz, hem dolgun, hem küçük, hem süper bi kitap var onu aldım.
5. zaman çarkı serisinin ikinci kitabını aldım sınavlar bitince başlayacağım ( kesin yaz ayında anca başlarım)
6. hediye kitaplar efendim ne olduğunu söyleyemem :)
motorsikletime deri çantalar aldım yakında güzel yakışıklı fotoğraflarını paylaşacağım motorun ancak şimdilik bununla yetinelim : buyurun sarven iki namı diğer kırmızı balık. baş rolde komşumuzun oğlu taha!
15 Nisan 2013 Pazartesi
24 Mart 2013 Pazar
lambadaki sokak
her an bir mum yanıyordu evrende
bizim buralarda da durum aynı aynı idi
benim hikayem böyle başladı işte
ben kendi kendine tükenen ve akan mum damlalarından doğdum
bir araya gelmiş birçok tükenmişliğin bir timsali olarak birleştirdi beni
tükenmişliğin içine birazda mavi kattı -ki ne olduğunu çok sonradan öğrendim
içimden yağlı bir ip geçirdi "yağlı bir ipin hatırlattığı korkunç şeyler vardır" derken
ve buzun içindeki buzdan daha soğuk bir yere gittik
o yandı ben buz kesildim
artık buzdan bir mum olmuştum
karanlığın içinde kaybolmuştum
keskin bıçak gibi sivri
yakmaya çalışanın canını yakar olmuştum
hiç kimsenin geçmediği bir sokakta, sokak lambası misali
kimseye faydalı, sana faydasız olmuştum.
Mr. Zagoncu
24 Mart 2013 / bir ygs günü
ankara.
bizim buralarda da durum aynı aynı idi
benim hikayem böyle başladı işte
ben kendi kendine tükenen ve akan mum damlalarından doğdum
bir araya gelmiş birçok tükenmişliğin bir timsali olarak birleştirdi beni
tükenmişliğin içine birazda mavi kattı -ki ne olduğunu çok sonradan öğrendim
içimden yağlı bir ip geçirdi "yağlı bir ipin hatırlattığı korkunç şeyler vardır" derken
ve buzun içindeki buzdan daha soğuk bir yere gittik
o yandı ben buz kesildim
artık buzdan bir mum olmuştum
karanlığın içinde kaybolmuştum
keskin bıçak gibi sivri
yakmaya çalışanın canını yakar olmuştum
hiç kimsenin geçmediği bir sokakta, sokak lambası misali
kimseye faydalı, sana faydasız olmuştum.
Mr. Zagoncu
24 Mart 2013 / bir ygs günü
ankara.
17 Şubat 2013 Pazar
yavru demasoni
akvaryum demek hayatımda kocaman bir yer demek. uzun süredir ara verdiğim hobiye 7 yaşındaki kuzenime evde kalan son akvaryumu hediye ettikten sonra belki onu kıskanmam belkide kuzenimde gördüğüm balıkların bende bir özlem uyandırması sonucu gidip bir akvaryum aldım. ve hobiye geri dönüş yaptım.
16 yavru demasoni ve 3 adet cüce vatoz ile yeniden başlayan serüvenimin 8. günündeyim. 1 vatozum çok meraklı olum motorun filtre kısmına girdiği için tez elden can verdi. iki yavru demasonim ise 2şer gün arayla öldü. diğer balıklar %80 sağlıklı görünüyorlar.. böyle işte..
16 yavru demasoni ve 3 adet cüce vatoz ile yeniden başlayan serüvenimin 8. günündeyim. 1 vatozum çok meraklı olum motorun filtre kısmına girdiği için tez elden can verdi. iki yavru demasonim ise 2şer gün arayla öldü. diğer balıklar %80 sağlıklı görünüyorlar.. böyle işte..
Pseudotropheus demasoni türü malawi gölünün en güzel balıklarından bir tanesidir. kayalıkları
sever her malawinin ortak özelliğidir bu. tropheus türlerine benzerler davranış bakımından. çok bölgecidirler. üretim yapılmak istenen bir koloni ve sağlıklı bir akvaryum için 1 erkek 5 dişi oranı uygundur.
gariban vatozum..
25 Ocak 2013 Cuma
noteLook
"noteLook" zebralı mavi kapaklı sarı sayfalı defterimin üzerinde yazan şey işte.
bir tavsiyeye uyup neden taht oyunları ? diye başlıyorum söze;
taht oyunları öyle bir seri ki ingilizce 4 kitaptan oluşan kemik seri türkçeye çevrilirken 7 kitap oluverir. serinin 6. ve 7. kitabı bu kasım ayında türkçe olarak piyasaya çıkmıştır.
geoırge r.r. martin tarafından yazılan seride o kadar fazla ana karakter vardır ki saymakla bitmez. hatta kitapların en arkasında haritalardan önce sayfalarca kitapta geçen hane mensuplarının detaylı listesi ve açıklaması mevcuttur. aynı zamanda seride o kadar fazla ana karakter garip şekillerde can veriyor ki neden taht oyunları olduğunu entrikaların içinde artık entrikaları çözmekten vazgeçmişken alıyorsunuz.
şuan serinin 6. kitabını okuyorum. olgunlardan çakmasının 3 tanesini pazarlıkla 20 ye. iki tanesini 15e yada tanesini 8-9 liraya alabilirsiniz. orjinalini ise 22 liraya dost kitapevinden, 17 liraya yanındaki yargı kitapevinden teymin edeblirsiniz.
durumlar böyle hacılar. diablo 3 güzelleşmiş diyorlar ne yapsak ne etsekte kendimizi alıkoysak oynamasak diyorum ancak göreceğiz bakalım :) oyun orjinal sitesinde 59.99 dolar. ancak vatan bilgisayarın web sitesinde 82 liraya kadar teymin edebilirsiniz.
bir tavsiyeye uyup neden taht oyunları ? diye başlıyorum söze;
taht oyunları öyle bir seri ki ingilizce 4 kitaptan oluşan kemik seri türkçeye çevrilirken 7 kitap oluverir. serinin 6. ve 7. kitabı bu kasım ayında türkçe olarak piyasaya çıkmıştır.
geoırge r.r. martin tarafından yazılan seride o kadar fazla ana karakter vardır ki saymakla bitmez. hatta kitapların en arkasında haritalardan önce sayfalarca kitapta geçen hane mensuplarının detaylı listesi ve açıklaması mevcuttur. aynı zamanda seride o kadar fazla ana karakter garip şekillerde can veriyor ki neden taht oyunları olduğunu entrikaların içinde artık entrikaları çözmekten vazgeçmişken alıyorsunuz.
şuan serinin 6. kitabını okuyorum. olgunlardan çakmasının 3 tanesini pazarlıkla 20 ye. iki tanesini 15e yada tanesini 8-9 liraya alabilirsiniz. orjinalini ise 22 liraya dost kitapevinden, 17 liraya yanındaki yargı kitapevinden teymin edeblirsiniz.
23 Ocak 2013 Çarşamba
vaay be
vaay be, amerikada çektiğim fotoğraflara kameramın elverdiğince güzel çektiğimi düşündüğüm bir fotoğrafa rastladım..
ve gözümün önünden bu armanın bende olan biçimleri geçti gitti..
a gift
game cards - a gift
16 Ocak 2013 Çarşamba
ah be hocam.
hemen birşeyler yazıp kaçacam.
thermodynamics dersinden tam kaldım kalacam derken. geçmişten biraz bahsedeyim;,
çok çalıştığım vizeden 20 alınca ikinci vizeye yardırdım tabi. kaç aldım 32.
kağıdıma bakmaya fırsat bulamadan finalide olunca benim ümitlerim suya düşmüşken finalden 65 i çakmamla beraber hocanın bizi ıkındırma seansınada son vermiş oldum.
stres dolu anları yaşamama sebep veren hocamın ismini daha sonra yazacağım (dersten geçtikten sonra) uzunca bir yazıyla açıklayacağım.
oh.
thermodynamics dersinden tam kaldım kalacam derken. geçmişten biraz bahsedeyim;,
çok çalıştığım vizeden 20 alınca ikinci vizeye yardırdım tabi. kaç aldım 32.
kağıdıma bakmaya fırsat bulamadan finalide olunca benim ümitlerim suya düşmüşken finalden 65 i çakmamla beraber hocanın bizi ıkındırma seansınada son vermiş oldum.
stres dolu anları yaşamama sebep veren hocamın ismini daha sonra yazacağım (dersten geçtikten sonra) uzunca bir yazıyla açıklayacağım.
oh.
19 Kasım 2012 Pazartesi
öneriler-möneriler
konuya artık bodozlama girmek hoşuma gidiyor.
feysbukta takip ettiğim sinemasal isminde bir sayfa var güzel şeyler paylaşır. güzel olan şeyleri ara ara paylaşır. artık birçoğunu ezberlediğim şeylerle karşılaşır olurum.
örneğin:
Alışmaktan korktuğun için dokunmaktan vazgeçtiğin insanlar vardır.
La Fille Sur Le Pont 1999
paylaşımlarından biridir. yanınada fotoğraf iliştirilir hep.
sahiden varmıdır alışmaktan korktuğumuz için dokunmaktan vazgeçtiğimiz insanlar? vardır.. olmasa sinemada yer alırmıydı. sinema napar? bizim hissettiklerimizi hayal ettiklerimizi kıyısından köşesinden yakalayabileceğimiz duyguları alır karşımıza koyar bizi içine çeker yaşatır düşündürür ve bırakır (benim tanımım, ilk defa bir sinema tanımı da yapmış oldum). uzun lafın kısası tabi ki vardır.
ancak bilmemki marifetmidir korkmak ve vazgeçmek. sanki özenle seçip kelimeleri, bir cümleyi farklı yönlere mi çekiyorum diye soruyorum da kendime. yoğğ diyorum. gölgeler altında beklemek çoğu zaman bir marifet değildir. tabi ki herkes başka ve herkes aynı. derin konular bunlar ben yazmayayım bidaha bu konularda öyle detaylıca kafa yormadan.
velhasıl kelam : dağ başında gönle dur demek kolaydı, biz zor olanı seçtik.
feysbukta takip ettiğim sinemasal isminde bir sayfa var güzel şeyler paylaşır. güzel olan şeyleri ara ara paylaşır. artık birçoğunu ezberlediğim şeylerle karşılaşır olurum.
örneğin:
Alışmaktan korktuğun için dokunmaktan vazgeçtiğin insanlar vardır.
La Fille Sur Le Pont 1999
paylaşımlarından biridir. yanınada fotoğraf iliştirilir hep.
sahiden varmıdır alışmaktan korktuğumuz için dokunmaktan vazgeçtiğimiz insanlar? vardır.. olmasa sinemada yer alırmıydı. sinema napar? bizim hissettiklerimizi hayal ettiklerimizi kıyısından köşesinden yakalayabileceğimiz duyguları alır karşımıza koyar bizi içine çeker yaşatır düşündürür ve bırakır (benim tanımım, ilk defa bir sinema tanımı da yapmış oldum). uzun lafın kısası tabi ki vardır.
ancak bilmemki marifetmidir korkmak ve vazgeçmek. sanki özenle seçip kelimeleri, bir cümleyi farklı yönlere mi çekiyorum diye soruyorum da kendime. yoğğ diyorum. gölgeler altında beklemek çoğu zaman bir marifet değildir. tabi ki herkes başka ve herkes aynı. derin konular bunlar ben yazmayayım bidaha bu konularda öyle detaylıca kafa yormadan.
velhasıl kelam : dağ başında gönle dur demek kolaydı, biz zor olanı seçtik.
ha bu da güzeldir
.
