çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2020 Salı

Okçu, ok ve yay

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.

Halil CİBRAN

Şair bu dünyadaki her şey gibi çocukların da "bizim" olmadığını hatırlatıyor. Onların kendi yolları olması gerektiğini, özgür yaşam alanlarına ihtiyaç duyacaklarını ve YOL'u kendileri bulup kendileri çizeceğini anlatıyor.

Sevgi vermek çok önemli, düşünce zaman içerisinde gelişebilir. Ama sevgi etrafına gelişen düşünceler papatyaların üzerinde uçuşan rengarenk kelebekler gibidirler. 

Lev Tolstoy bir kez daha doğru söylüyor. İnsan sevgi ile yaşıyor. 

Ruhlar, çocukların ruhları, henüz hayatın kirli tabuları ile çevrelenmemiş ve yıpranmamış.
Ve aileler, çocuklarını kendileri gibi yapmaya çalışan aileler! Onlar kendilerine baksın diye çocuğu doktor olsun isterler, kendileri olmadıkları şeyleri çocukları olsun isterler, bazen çocukları için olan bu istekler kendilerini o kadar kör eder ki çocuğun bir şey "isteyebilme ihtimalini" bile düşünmezler. Çünkü onlar her şeyin en iyisini bilirler.

Okçu sonsuzluk yolundaki hedefi görüyor. Okçu her şeyi biliyor.
Kendinize gelin, okçuya saygı gösterin. Bir yay olduğunuzun farkına varın.

-
Bir ramazan günü, korona dolayısı ile ilk önce 2 hafta çalışıp 2 hafta yıllık izne çıkarıldık. Şimdi 1 hafta çalışıp 1 hafta yıllık izne çıkarılıyoruz. Her şey çok enteresan, bir ayı aşkın süredir ne AVM ler var ne dışarıda yemek/içmek. Haftasonları dahi yok. 

Machine learning crash course'u yenibitirdim ama söylemek istediğim daha önemli bir şey var: oy korona korona çıktım dünya turuna..

19 Mayıs 2011 Perşembe

hadi bakalım


yav arkadaş sanırım yakında motosiklet günlüğü 2 yi çekicem yakında.
bugün biraz uzaklaşıp hem tabiri ve geleneği üzerine motorun tekerini doğrultmak için millete baklava dağıtacağıma bonibon dağıtırım dedim ve gimata gittim motorla.
yolculuğun ilk safhalarında kırmızı ışıkta çok çok beklemeyim arkalarda aralardan geçiyim derken aynam bikaç aracın aynasına çartptı baya bi korna yedim, neyse artık yapcak bişey yok deyip içimden özür dileyip bu konuda ders çıkardıktan sonra yoluma devam ediyordumki sanırım o araclardan birinin sürücüsü arkamdana bana yaklaşıp sollarken kafası bana dönmüş şekilde güzelce bi biiiib leyip kuru kalmasın diyede kornasının biib inede basmayı unutmadı.
eğer motosiklet kullanıyorsanız bunu herkes söylerdi daha önce, dolmuşcular seni takmaz, otobüsler sıkıştırır ölmen umrunda bile değildir, arabalar gereksiz yere yaklaşır, insanlar sanki çarpsan onlara hiçbişey olmuycakmış gibi önüne çıkarlar umursamazlar. evet eğer motosiklet kullanıyorsan sen trafiğin küçüğü, görünmezi, sayılmazı, ve tanı olarakta "delisi" oluyorsun. aynı zamanda özgürü, ruhu, canı, herşeyisin.
ışıklarda yanına geçtiğim bir dolmuş sanki benimle yarışcakmış gibi tamponunu benim önüme kadar hizaladı. sanki sidik yarıştırıyoruz. bilmiyorki benim kaportam kendimim! daha sonra yokuş aşağı çok düşük hızda 5-10km ile giderken önüme bir adam çıktı, yav adam gitmiyor kornaya basıyorum yavaşlayımmı hızlanıyımmı geçicekmi gidicekmi hiçbişey anlamadım ön frene bastım ön teker kaydı ve neredeyse duruyor hızda yana düştü motor. adam yüzüme bakıyor, kaskı çıkardım arkaya koydum, "abi dikkat etsene biraz" dedim, adamda tepki yok. çok şükürki etraftaki adamlar insan bi özür diler gibi tepkilerle bana destek çıktılar ki o zaman anladım; düşük hızda düştün ilk defa, motorun ilk defa yan yattı, pek bir sorunda gözükmüyor, sende bişey yok, etrafındaki insanlar geçmiş olsun diyor, anladımki herşey güzel (=


evin önüne geldiğimde tüm veled-ül zihn-i mubarek-ül eftamintokofti çocuklar etrafıma doluştular, hepsi motorun bi tarafından çekiştiriyor. herkes abi bende biniyim abi arkaya biniyim abi şu düğme ne abi abi abi abi.. yahu ne diyebilirimki minnacık çocuklar ben çocuklara kızamam hiç yani bi türlü beceremediğim şeylerden bitanesidir, neyse bitanesinin babası motoruma düşündüğü garajın projesini bana anlatırken yan çantamdan bi kutu bonibonu abiye verip abi bunu çocuklara dağıtsana onlarada aldım diyince çocukların gözlerini görmek muhteşemdi. ilgi motordan bonibona kaydı tabiki. tek teşekkür edense içlerinden büyüyünce en serseri olacağını düşündüğüm ve sanırım içlerinden tek erkek olanıydı.

bu gerçekten güzel birşeydi, siz de alın bir motosiklet beraber grup sürüşü yapalım (:
bu kadar yazmışım bi açayımda izleyeyim bari filmi (: