bu da bir pazar sabahı yazısı olsun.
gökyüzünde asılı bulutlar görünmez ipleriyle bir kukla gibi oynuyorlar. kuklacımız "rüzgar". gökyüzünün altında insanlar görmemek için direttikleri ipleriyle düzenin gerektirdiği gibi alışılagelmişliklere devam ederlerken, suyun akışının neresinde olduğunu sorguluyordur belki bazıları.
hayatım o kadar düzensizki hangi düzenin gerektirdiği düzensizliğe uyduğumu düşünmeden edemiyorum. hah birde hani önceki gönderilerimde paylaştığım ve hava attığım gitarım vardıya. bir buçuk aydır elime almadım. huzursuzum.
ve ben bi şarkı dinleyip dururum bu aralar. gülümsetirde hani.
youtube da bulamadığım için linki ekliyorum tıklarsan dinleyebilirsin.
asp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
asp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Aralık 2011 Pazar
Bike
Etiketler:
Ahmet Said Parlak,
asp,
bike,
mister zagoncu,
pazar,
pink floyd,
said parlak
27 Kasım 2011 Pazar
Özlemler..
bir liderlik zirvesi sonrası düşüncelerimi yazacağım.
bir hayal şehri istanbul'da, hayllerine ortak arayan 2300 kişi ile lütfü kırdar kongre merkezinde toplandık. bildiklerimizi hatırlayıp daha da pekiştirme imkanı bulduk, bilmediğimiz bir çok önemli düşünceyi çok önemli insanlardan dinledik.
bir hayal şehri istanbul'da, hayllerine ortak arayan 2300 kişi ile lütfü kırdar kongre merkezinde toplandık. bildiklerimizi hatırlayıp daha da pekiştirme imkanı bulduk, bilmediğimiz bir çok önemli düşünceyi çok önemli insanlardan dinledik.
"fikir üreten + hareket üreten = dünyayı değiştiren"
"kendine ve dünyaya aç ve açık olmak"
ve istanbul.. hiçbir yerini gezemedim bu sefer. sadece görmeden de olur ya hani bazı şeyler, görmeden senden benden çok başarıya sahip olabilir ya insanlar. onları taklit etmeyi denedim, istanbulda, istanbulu görmeden, istanbulu hissetmeye çalıştım.
birkaç da fotoğraf paylaşayım sizinle, bu sefer bol fotoğraflı olsun gönderim.
dipnot: "sen bir düşün! hangi yolculuğun hangi düşün?" isimli yazımın altına yorum yapan arkadaşlar hediyelerini almak için "ahmetsaid@engineer.com" adresine iletişim bilgilerini gönderebilirler..
selim ve kerim kardeşler, görme engelliler ve başardıkları şey muhteşem
daha fazla bilgi için. http://www.selimkerim.com/
daha fazla bilgi için. http://www.selimkerim.com/
lütfü kırdar yanı olunca tanesi 83.3 kuruş.
buğaz'ı hiç böyle görmüşmüydün.. :)
30 Ağustos 2011 Salı
mevsimler geçerken
birileri yazarsa uzun süredir ilk kez, benimde yazasım gelir tekrardan uzun sürede çokuncu kez.
bu aralar çok fazla düşünmeden yaşıyor, yeni oyuncağıma alışmaya çalışıyorum. hoş yani ben sevdim. yarın akşam arkadaşlarımla bir yola çıkıyorum, değişik bir deneyim olacak, ve bir gezi günlüğü oluşturmayı planlıyorum.
bu aralar çok fazla düşünmeden yaşıyor, yeni oyuncağıma alışmaya çalışıyorum. hoş yani ben sevdim. yarın akşam arkadaşlarımla bir yola çıkıyorum, değişik bir deneyim olacak, ve bir gezi günlüğü oluşturmayı planlıyorum.
gökyüzü halen üzerimizde. endişe etmene gerek yok ;)
.
ha bu arada 22 ağustosta sanki kendilerini bileklerinden zincirlencekmiş gibi gösteren arkadaşlar, sesiniz çıkmadı, yanıldık diyemediniz. "bekleyip ne olup ne olmayacağını görüp eğer seni beni etkileyen birşey varsa beraber itiraz ederiz" dediğimde yaptığınız çığırtkanlıkları hatırlayın. söylediklerim halen geçerli, birşeylerin değişmesi lazım. ve sistem içerisinde çok fazla aksak çalışan çark var. ancak yapmak gerek söylemekten çok.
7 Ağustos 2011 Pazar
peki ya ne ile biter?
-kuşlar nasıl havada kalabiliyor?
-yıldızlar neden parlak?
-ağzımızdan çıkan sesler nasıl birbaşkasının kulağına gidebiliyor?
-yağmur nereden geliyor?
-suyun içinde daha uzun süre nasıl kalırım?
-insan davranışlarının temelinde ne var?
keşifler aklını yeni olasılıklara açabilen insanlar tarafından tarih boyunca gerçekleştirildi. her bir olay bir diğerini tetikledi, gerçekleşen her şey bir diğerini değiştirdi geliştirdi durdurdu veya duraklattı. değişken sayısı arttıkça hesaplamaların boyutuda karmaşıklaştı.
dar bir kaldırımda yürüyorsun, kaldırım kenarına parketmiş otomobilin kaldırıma bakan tarafındaki kapısı açılıyor, bu senin üç saniyelik duraklamana neden oluyor, senin kontrolün dışında gerçekleşen bu olay seni bir önceki olay zincirinden üç saniye daha geriye aldı, bunun anlamı; eğer duraklamamış olsaydın yol kenarında seni görüp yola doğru kaçan kedi -hepimiz biraz satanistiz- yoldan geçen arabanın fren yapmasına neden olcaktı buda arabanın kendi içerisindeki zaman dilimini etkiliyor vs. birde bunu tüm enerji sahibi olan objelere yani evrendeki tüm değişkenler üzerinde var olan büyük bir denklem büyük, bir olay zinciri olarak düşünün; herşey birbirini öyle etkiliyor ki. hayat kararlardan ibaret, hepimizin kararlarından. ve kararlarımız dışında döngüye etki eden değişkenlerden.
-küçük şey yoktur.
vereceğin her kararın neleri etkileyeceğini hesaplayamazsın, çünkü herşeyi kontrol edemezsin. sadece neleri etkileyebileceğini göz önünde bulundurmalısın, en azından birşeyleri değiştirebileceğinin ki zaten birşeyleri değiştirmekte olduğunun farkında olmalısın.
herşey bir soru ile başlar, diğer sorular ile devam eder, bir soru bir diğerini doğurur, cevaplar ise karanlık içerisinde bulacağın çatlakta gizlidir. ve bazen her yer çok karanlıktır.
find the crack
---
in a place, someone is playing guitar to someone. in another place, someone is telling stories to wind for someone. (=
-yıldızlar neden parlak?
-ağzımızdan çıkan sesler nasıl birbaşkasının kulağına gidebiliyor?
-yağmur nereden geliyor?
-suyun içinde daha uzun süre nasıl kalırım?
-insan davranışlarının temelinde ne var?
keşifler aklını yeni olasılıklara açabilen insanlar tarafından tarih boyunca gerçekleştirildi. her bir olay bir diğerini tetikledi, gerçekleşen her şey bir diğerini değiştirdi geliştirdi durdurdu veya duraklattı. değişken sayısı arttıkça hesaplamaların boyutuda karmaşıklaştı.
dar bir kaldırımda yürüyorsun, kaldırım kenarına parketmiş otomobilin kaldırıma bakan tarafındaki kapısı açılıyor, bu senin üç saniyelik duraklamana neden oluyor, senin kontrolün dışında gerçekleşen bu olay seni bir önceki olay zincirinden üç saniye daha geriye aldı, bunun anlamı; eğer duraklamamış olsaydın yol kenarında seni görüp yola doğru kaçan kedi -hepimiz biraz satanistiz- yoldan geçen arabanın fren yapmasına neden olcaktı buda arabanın kendi içerisindeki zaman dilimini etkiliyor vs. birde bunu tüm enerji sahibi olan objelere yani evrendeki tüm değişkenler üzerinde var olan büyük bir denklem büyük, bir olay zinciri olarak düşünün; herşey birbirini öyle etkiliyor ki. hayat kararlardan ibaret, hepimizin kararlarından. ve kararlarımız dışında döngüye etki eden değişkenlerden.
-küçük şey yoktur.
vereceğin her kararın neleri etkileyeceğini hesaplayamazsın, çünkü herşeyi kontrol edemezsin. sadece neleri etkileyebileceğini göz önünde bulundurmalısın, en azından birşeyleri değiştirebileceğinin ki zaten birşeyleri değiştirmekte olduğunun farkında olmalısın.
herşey bir soru ile başlar, diğer sorular ile devam eder, bir soru bir diğerini doğurur, cevaplar ise karanlık içerisinde bulacağın çatlakta gizlidir. ve bazen her yer çok karanlıktır.
find the crack
---
in a place, someone is playing guitar to someone. in another place, someone is telling stories to wind for someone. (=
20 Temmuz 2011 Çarşamba
sinopbaz.
kuzey;
her zaman farklı şeyler hisler getirmiştir bana, rüzgar bir farklı güneyden kuzeye dağları geçtikten sonra.
uzasan göğe ersen, cücesin şehirde sen - bir dev olmak istersen, dağlarda şarkı söyle.
yazacak çok fazla düşüncem olduğunda yazacak hiçbirşey bulamıyor gibiyim. ben konuşmayayım o zaman buyurun ;)
A. Said Parlak
20.07.2011 - Sinop/Turkey
her zaman farklı şeyler hisler getirmiştir bana, rüzgar bir farklı güneyden kuzeye dağları geçtikten sonra.
uzasan göğe ersen, cücesin şehirde sen - bir dev olmak istersen, dağlarda şarkı söyle.
yazacak çok fazla düşüncem olduğunda yazacak hiçbirşey bulamıyor gibiyim. ben konuşmayayım o zaman buyurun ;)
kaptaan said sparrow
bakışım ablam ve kuzenimede yayılıyor..
1
2?
mm şey, fotoğraf yan değil.
A. Said Parlak
20.07.2011 - Sinop/Turkey
Etiketler:
asp,
az söz,
sinop,
sinop kale,
sinop karakum yolu,
sinop liimanı,
sinop tersane
22 Haziran 2011 Çarşamba
bir zehirdir 'tavsiye' bazen.
-ne sağır, ne körmüşüm. anlamını çıkarmak istediği bir yazıyı okuyan biri, işaretleri ve harfleri küçümsemez; yanılsama, rastlantı ve değersiz bir kabuk diye bakmayıp okur, inceler ve sever onları, her harf karşısında böyle davranır. oysa dünya kitabını ve kendi varlığımın kitabını okumak isteyen ben ne yaptım? işaretleri, harfleri hor gördüm, görüngüler dünyasına yanılsama, dedim; kendi gözümü ve kendi dilimi nasılsa var olmuş değersiz nesneler saydım. olamaz böyle şey, geride kaldı bu artık uyandım.
-yüzünde yorgunluk okunuyordu, mutlu bir hedefe ulaşmayan uzun bir yolda yürümenin verdiği yorgunluktu bu. yorgunluk okunuyordu yüzde, yeni başlayan hazan mevsimi okunuyor, gizli tutulmuş, heniz söze dökülmemiş, belki bilincine bile varılmamış bir korku okunuyordu; yaşlanmaktan korku, hazan mevsiminden korku, ölecek olmaktan korku.
-ah keşke bir yıldırım düşse üstüne, onu cansız yere serseydi! kaplanın biri çıkıp gelse de onu yiyip yutsaydı, bir şarap bir zehir olsaydı da onu hiçbir şey duyup hissetmez duruma soksaydı. her şeyi unuttursaydı ona, uyusa ve bir daha uyanmasaydı! (hiç böyle hissettin mi :)
-ırmağın simgelerinden bir tanesini gördü ancak, bu da ruhunda bir çalkantıya yol açtı. gördü ki bu su akıyordu hep, sürekli akıyor, ama hep yerinde duruyordu, aynı suydu hep, ama yine de her an yeniydi! oh, kim kavrayabilir, kim anlayabilirdi bunu!
- dinlemeyi öğrenmek gerekir; dinlemeyi öğreniyordu en başta, sessiz bir yürekle, belkeyen, dışa açık bir ruhla, içinde tutkulara, isteklere kulak vermeyi öğreniyodu, yargılara, görüş ve düşüncelere yer vermeden.
-biliyorsun çünkü, yumuşak sertten güçlüdür, su kayadan güçlü, sevgi zorbalıktan güçlüdür.
-yüzünde yorgunluk okunuyordu, mutlu bir hedefe ulaşmayan uzun bir yolda yürümenin verdiği yorgunluktu bu. yorgunluk okunuyordu yüzde, yeni başlayan hazan mevsimi okunuyor, gizli tutulmuş, heniz söze dökülmemiş, belki bilincine bile varılmamış bir korku okunuyordu; yaşlanmaktan korku, hazan mevsiminden korku, ölecek olmaktan korku.
-ah keşke bir yıldırım düşse üstüne, onu cansız yere serseydi! kaplanın biri çıkıp gelse de onu yiyip yutsaydı, bir şarap bir zehir olsaydı da onu hiçbir şey duyup hissetmez duruma soksaydı. her şeyi unuttursaydı ona, uyusa ve bir daha uyanmasaydı! (hiç böyle hissettin mi :)
-ırmağın simgelerinden bir tanesini gördü ancak, bu da ruhunda bir çalkantıya yol açtı. gördü ki bu su akıyordu hep, sürekli akıyor, ama hep yerinde duruyordu, aynı suydu hep, ama yine de her an yeniydi! oh, kim kavrayabilir, kim anlayabilirdi bunu!
- dinlemeyi öğrenmek gerekir; dinlemeyi öğreniyordu en başta, sessiz bir yürekle, belkeyen, dışa açık bir ruhla, içinde tutkulara, isteklere kulak vermeyi öğreniyodu, yargılara, görüş ve düşüncelere yer vermeden.
-biliyorsun çünkü, yumuşak sertten güçlüdür, su kayadan güçlü, sevgi zorbalıktan güçlüdür.
Etiketler:
Ahmet Said Parlak,
asp,
buda,
deli,
hermann hesse,
siddhartha,
tavsiye
16 Haziran 2011 Perşembe
dur hele
bi yarın olsun.
14 Aralık 2010 Salı
düşünceler
"Ve sen danseden o karlara içinin şarkılarını çalarsın.. Bil ki gecenin beyazı içime dolar.. İçim huzur bulur.. Sen çok özelsin. Benim için olduğundan ziyade o Beyaz için de.." böyle yazmış ablam fecebook sayfamın duvarına. sanırım gece uyumadan önce kar yağarken çaldığım ve çalarken uyuyakaldığım bozuk mızıkamı dinlemiş yine. Dün güzel bir şeyler yaptım, hiç gitmediğim bir kafeye gidip - sonradan hoca'nın kafesi olduğunu öğreneceğim - o kafede bir güzel kupada çayımı içtim. ve bir dersanede sınav gözetmenliği yaptım 8. sınıflara. eve erken gelmememdenmidir bilinmez dünüm verimli geldi kendime, birazcık geç dönmeme rağmen eve yapabilmiştim ödevlerimin çoğunu. direk eve gelsem belki yapmazdım vakit bolluğundan. ve gelelim düşüncelere. düşünceler değişik anlamlar kazanarak, günden güne olgunlaşarak, bazıları günden güne kızışarak, dünyanın bin-bir hiyeliyle yontularak gelişiyor, değişiyor, çöküyor, oluşuyor bende. istiyorum işte seneye taşınacağımız yeni kampüse birşeyler kazımak, sonrada bakıp işte bu benim ürünümdü benim fikrimdi diyebilmek. aklıma geldikçe anlatıyorum hazırlıktaki arkadaşlarıma. dinliyorlar "güzel olurDU" "katılan olur herhalde" diyorlar, en hoşuna giden birileri varsada sadece gülümsüyor onlar da. belki yalnız kalabilirim yapmak istediğim şeyler içindde. belki üniversite yönetimi bile karşı çıkabilir. ama en azından üniversiteyi kazandığımda babam ve annemin sen burslusun ne harçlık istiyosun bizden :D şeklindeki nukteleri ortadan kalktı artık.
büyüdük onlar bunun farkında, güveniyorlar da bize. ancak annem daha bi farkında "üniversite hayatlarıda geçicek bizim yanımızda ve hızlıca, daha sonra kendi işlerinin, eşlerinin, koşuşturmalarının peşine düşecekler. beraberken geçirebilme fırsatımız olan güzel vakitleri değerlendirmeliyiz" böyle düşünüyor. sanırım babam budan kaçıyor. tam olarak emin olmamakla beraber böyle olabileceğini düşünüyorum.
konuşmak istediğim biri var, henüz yeni konuşabilme fırsatı ve isteği oluşmasına rağmen bende, konuşamıyorum bir türlü. kafamda cümleler oluşamıyor, durakalıyorum. ve belki azcık daha mı zaman geçince konuşabilirim bilmiyorum.
düşüncelerim bunlardan ibaret değil biliyorsun. büyük düşüncelerin varsa beni de dahil et içine olur mu. büyük ve yürekli işler içerisinde olmak isterim.
büyüdük onlar bunun farkında, güveniyorlar da bize. ancak annem daha bi farkında "üniversite hayatlarıda geçicek bizim yanımızda ve hızlıca, daha sonra kendi işlerinin, eşlerinin, koşuşturmalarının peşine düşecekler. beraberken geçirebilme fırsatımız olan güzel vakitleri değerlendirmeliyiz" böyle düşünüyor. sanırım babam budan kaçıyor. tam olarak emin olmamakla beraber böyle olabileceğini düşünüyorum.
konuşmak istediğim biri var, henüz yeni konuşabilme fırsatı ve isteği oluşmasına rağmen bende, konuşamıyorum bir türlü. kafamda cümleler oluşamıyor, durakalıyorum. ve belki azcık daha mı zaman geçince konuşabilirim bilmiyorum.
düşüncelerim bunlardan ibaret değil biliyorsun. büyük düşüncelerin varsa beni de dahil et içine olur mu. büyük ve yürekli işler içerisinde olmak isterim.

