Artık çoğumuzun cep telefonları var. Dijital dünya bize kucak açtıkça mekanik dünyadan biraz daha uzaklaşıyoruz.
Bir saatçi dükkanı hayal edin, günde binlerce insanın önünden geçtiği bir caddede kuyumcu dükkanları arasında sıkışmış beş metrekarelik bir dükkan. İçeride sakalları ağarmış bir metre altmış santim boyunda gözlüklü minyon bir dede. önünde saatler, duvarda saatler, aklında saatlerin çarkları var..
En son beş sene önce görmüştü beni. Dükkana girdim verdim selamımı, o da aldı. Nasılsın? diye sordu. Beni hatırlamıştı. En son ne zaman gördüğünü ne kadar büyümüş olduğumu anlattı.
Beş metrekarelik dükkanda, yılların saatçisi "saatçi amca" bildiği en iyi işi ve aslında bildiği tek işi senelerdir yapıyor. Beş senenin ardından beni tanıdığına göre düşünüyorum;
"Bir saatçi için zamanın çarkları çok farklı dönüyor."
Zaman çarkı döner.. Ve tarih her zaman kendini tekrar eder.. Taa ki kötülükle iyiliğin son savaşı başlayana kadar..
19 Eylül 2013 Perşembe
6 Eylül 2013 Cuma
yaz biterken
Aralık 2010'dan beri yazıyorum bu blog sayfama. Can Dündar "yazı kendimi öğretti bana" diyordu, boşa söylenmemiş ve haklı sözler olduğunu her geçen gün bir kez daha anlıyorum.
3 senedir neler mi yazdık? Yalnızlığımızı paylaştık, öfkemiz dilimize vurdu bazen. Sevgimiz mürekkep olup aktı. Sevdiklerimiz paragrafların arasına özenle gizlendi. Yeni heveslerimiz paylaşıldı. Eski alışkanlıklar hiç bırakılmadı. Siyasi olaylardan uzak duruldu, doğruluğa yakın olundu. Ve bundan asla pişman olunmadı. Sözün kısası Mister Zagoncu sizinle paylaştı. Size kendini anlattı ve bildiği bir şey vardı; anlattıklarında siz de kendinizden bir parça bulacak, en azından bir yaşama şahit olacaktınız.
_____
2 gün önce karanlıkta yürüdüğüm birkaç sokak bana mutlu olduğum anlarımı hatırlatmıştı. Hayatın insana neler getireceği belli olmaz dedik. Ve bunda hiç yanılmadık.
Suyun akışı diye tarif ettiğim şeyi hatırlayın. Zaman zaman ona ne kadar kapıldığınızı, ne kadar karşı koyabildiğinizi ve ne kadar karşı koymak istediğinizi sorgulayın.
Montaigne'den denemeleri okuyun. Rafınızda bulunsun bölüm bölüm yazılmış bu kitabı kafanız estiğinizde açıp birbirinden bağımsız yazılmış bölümlerle, farklı konuların yüzyıllar önce yazılmasına rağmen halen gerçerliliği olan örneklerle nasılda güzelce anlatıldığına tanıklık edin.
Hayal edin, gerektiği zaman ağlayın. Ancak hayale dahi kendinizi kaptırmayın, gerçeklerle hayalin sınırında yürürken gerçeklerden uzaklaşmanız size zarar verir.
Benden belirli bir konu üzerine yazmamı isterseniz bana söyleyin denerim. Eski yazılarımı okumanızı da isterim.
Mr. Zagoncu
6 Eylül 2013 / Ankara
3 senedir neler mi yazdık? Yalnızlığımızı paylaştık, öfkemiz dilimize vurdu bazen. Sevgimiz mürekkep olup aktı. Sevdiklerimiz paragrafların arasına özenle gizlendi. Yeni heveslerimiz paylaşıldı. Eski alışkanlıklar hiç bırakılmadı. Siyasi olaylardan uzak duruldu, doğruluğa yakın olundu. Ve bundan asla pişman olunmadı. Sözün kısası Mister Zagoncu sizinle paylaştı. Size kendini anlattı ve bildiği bir şey vardı; anlattıklarında siz de kendinizden bir parça bulacak, en azından bir yaşama şahit olacaktınız.
_____
2 gün önce karanlıkta yürüdüğüm birkaç sokak bana mutlu olduğum anlarımı hatırlatmıştı. Hayatın insana neler getireceği belli olmaz dedik. Ve bunda hiç yanılmadık.
Suyun akışı diye tarif ettiğim şeyi hatırlayın. Zaman zaman ona ne kadar kapıldığınızı, ne kadar karşı koyabildiğinizi ve ne kadar karşı koymak istediğinizi sorgulayın.
Montaigne'den denemeleri okuyun. Rafınızda bulunsun bölüm bölüm yazılmış bu kitabı kafanız estiğinizde açıp birbirinden bağımsız yazılmış bölümlerle, farklı konuların yüzyıllar önce yazılmasına rağmen halen gerçerliliği olan örneklerle nasılda güzelce anlatıldığına tanıklık edin.
Hayal edin, gerektiği zaman ağlayın. Ancak hayale dahi kendinizi kaptırmayın, gerçeklerle hayalin sınırında yürürken gerçeklerden uzaklaşmanız size zarar verir.
Benden belirli bir konu üzerine yazmamı isterseniz bana söyleyin denerim. Eski yazılarımı okumanızı da isterim.
Mr. Zagoncu
6 Eylül 2013 / Ankara
25 Ağustos 2013 Pazar
yaş destanı
yaş destanı 1600 lü yıllarda yaşayan karacaoğlan tarafından yazılmıştır. ben halen her kelimesinin doğru olduğuna ve dünya üzerinde yazılmış en güzeller arasında olduğuna inanıyorum. buyrun;
Mevlam bir adama çocuk verince,
Bahçede bitmiş bir fidana benzer.
Büyüyüp de bir yaşına girince
Sanki kokulu güldane benzer.
İkisinde serhoş gibi dolaşır,
Üç yaşında her nesneye ulaşır,
Dört yaşında gördüğüne sataşır,
Beş yaşında kaşlar kemane benzer.
Altısında kendi söyler düşini,
Yedisinde değiştirir dişini,
Sekizinde bahta koyar işini,
Dokuzunda taze bostana benzer.
On yaşında gonca güldür, açılır.
Onbirinde ab-ı hayat içilir,
Onikide boyu beli seçilir.
Onüçünde gözler mestane benzer.
Ondördünde güzelliğin bağıdır.
Onbeşinde gören aklın dağıtır.
Onaltıda yiğitliğin çağıdır.
Onyedide sanki ceylane benzer.
Onsekizinde belli eder arını,
Ondokuzunda gözetir şikarını
Yirmisinde kendi bulur yarini
Zencirin koparmış aslana benzer
Yirmibeşte bıyıkları burulur
Otuzunda akar sular durulur,
Otuzbeşte günahları sorulur,
Ataşa atılmış pervana benzer.
Kırk yaşında gazel dökülür bağlar,
Kırkbeşinde günahlarına ağlar,
Ellisinde oğullara bel bağlar,
Dağ başına çökmüş dumana benzer.
Ellibeşte sızı iner dizine,
Altmışında duman çöker gözüne,
Altmışbeşte hiç bakılmaz yüzüne,
Ahireti güzetir, Süphana benzer.
Yetmişinde gördükleri düş olur,
Yetmişbeşte çöker artık kış olur,
Sekseninde badem gözler yaş olur,
Yolunu yitirmiş kervana benzer.
Seksenbeşte artık beli bükülür,
Biter ömrü, takati gücü sökülür,
Doksanında hep dişleri dökülür,
Geldi geçti, şimdi yalana benzer.
Doksanbeş yaşına girip aşınca
Ölüm korkusu gelip yaklaşınca
İnsanoğlu yüz yaşına varınca
Sanki savrulmuş harmana benzer
Mevlam bir adama çocuk verince,
Bahçede bitmiş bir fidana benzer.
Büyüyüp de bir yaşına girince
Sanki kokulu güldane benzer.
İkisinde serhoş gibi dolaşır,
Üç yaşında her nesneye ulaşır,
Dört yaşında gördüğüne sataşır,
Beş yaşında kaşlar kemane benzer.
Altısında kendi söyler düşini,
Yedisinde değiştirir dişini,
Sekizinde bahta koyar işini,
Dokuzunda taze bostana benzer.
On yaşında gonca güldür, açılır.
Onbirinde ab-ı hayat içilir,
Onikide boyu beli seçilir.
Onüçünde gözler mestane benzer.
Ondördünde güzelliğin bağıdır.
Onbeşinde gören aklın dağıtır.
Onaltıda yiğitliğin çağıdır.
Onyedide sanki ceylane benzer.
Onsekizinde belli eder arını,
Ondokuzunda gözetir şikarını
Yirmisinde kendi bulur yarini
Zencirin koparmış aslana benzer
Yirmibeşte bıyıkları burulur
Otuzunda akar sular durulur,
Otuzbeşte günahları sorulur,
Ataşa atılmış pervana benzer.
Kırk yaşında gazel dökülür bağlar,
Kırkbeşinde günahlarına ağlar,
Ellisinde oğullara bel bağlar,
Dağ başına çökmüş dumana benzer.
Ellibeşte sızı iner dizine,
Altmışında duman çöker gözüne,
Altmışbeşte hiç bakılmaz yüzüne,
Ahireti güzetir, Süphana benzer.
Yetmişinde gördükleri düş olur,
Yetmişbeşte çöker artık kış olur,
Sekseninde badem gözler yaş olur,
Yolunu yitirmiş kervana benzer.
Seksenbeşte artık beli bükülür,
Biter ömrü, takati gücü sökülür,
Doksanında hep dişleri dökülür,
Geldi geçti, şimdi yalana benzer.
Doksanbeş yaşına girip aşınca
Ölüm korkusu gelip yaklaşınca
İnsanoğlu yüz yaşına varınca
Sanki savrulmuş harmana benzer
10 Ağustos 2013 Cumartesi
türküler
bedri rahmi eyüboğlu söylemiş sözünü demiş;
Ah bu türküler, köy türküleri,
Ne düzeni belli, ne yazanı, Altlarında imza yok ama içlerinde yürek var. Cennet misali sevişen, Cehennemler gibi dövüşen, Bir çocuk gibi gülüp Mağaralar gibi inleyen. Nasıl unutulur nasıl Ömründe bir kez olsun
Halk türküsü dinleyen..Halk türküsü dinleyen?
güzel şeydir türkü, uzun yolda dinlenilir, olgun başaklar boyunlarını büktüğü zamanlarda geçerken tarlaların ararasından aracın hoparlöründen gelir bir ses der,
"sağ olsam gelmez idin, öldüm yasa mı geldin?" nefesinin nefesine bir daha vurması dileğiyle yanıp tutuşur.
'yar' deyince kalemi elden düşenler mi ararsın, lambada titreyen alevi üşütenler mi? hepsi vardır türkülerde.
derindir türküler, alır götürür seni.
neşet abimiz dolaşıp alemi gurbet gezeli bulamıyor zahidesinden güzeli. sinemde gizli yarasını kimse bilmezken hiçbir tabibin yarasına merhem olmadığını söyler. türküler bizden bir paçadır.
ve uzun yolda türküden başka dinlenilecek birşey varsa o da pink floyd dur. eski şarkılarından başlanır güzel güzel dinlenir, müziği bir başka sözleri bir başkadır. türkülerle dertlenip pink floydla eğlenmek güzel olur. gülmek istenilince de bu dinlenilir, favorilerimdendir
Ah bu türküler, köy türküleri,
Ne düzeni belli, ne yazanı, Altlarında imza yok ama içlerinde yürek var. Cennet misali sevişen, Cehennemler gibi dövüşen, Bir çocuk gibi gülüp Mağaralar gibi inleyen. Nasıl unutulur nasıl Ömründe bir kez olsun
Halk türküsü dinleyen..Halk türküsü dinleyen?
güzel şeydir türkü, uzun yolda dinlenilir, olgun başaklar boyunlarını büktüğü zamanlarda geçerken tarlaların ararasından aracın hoparlöründen gelir bir ses der,
"sağ olsam gelmez idin, öldüm yasa mı geldin?" nefesinin nefesine bir daha vurması dileğiyle yanıp tutuşur.
'yar' deyince kalemi elden düşenler mi ararsın, lambada titreyen alevi üşütenler mi? hepsi vardır türkülerde.
derindir türküler, alır götürür seni.
neşet abimiz dolaşıp alemi gurbet gezeli bulamıyor zahidesinden güzeli. sinemde gizli yarasını kimse bilmezken hiçbir tabibin yarasına merhem olmadığını söyler. türküler bizden bir paçadır.
ve uzun yolda türküden başka dinlenilecek birşey varsa o da pink floyd dur. eski şarkılarından başlanır güzel güzel dinlenir, müziği bir başka sözleri bir başkadır. türkülerle dertlenip pink floydla eğlenmek güzel olur. gülmek istenilince de bu dinlenilir, favorilerimdendir
herkese saygılar sevgiler.
13' ramazan bayramının üçüncü günü, ankara.
7 Ağustos 2013 Çarşamba
Çadır Kampı İçin Hazırlık - Gerekli Malzemeler
güzel ülkemizin her bir köşesi bir cennet. her bölgede keşfedilmeyi bekleyen doğal güzellikler var. bazıları çoktan keşfedilmiş milli park yapılmış koruma altına alınmış.
kampçılık küçükten beridir hevesimin olduğu bir spor. gerekli ekipman ve imkanlarım olmadığı için sadece takip edebildiğim bir doğayla iç içe olma serüveni. bende kendi kendimi gaza getirmek suretiyle ucuz ancak başlangıç için yeterli olabileceğini düşündüğüm ekipmanlarla bu serüvene ortak olma peşindeyim.
gerek kamp sporuna yeni başlayacaklara rehber, gerek bu konuda tecrübeli arkadaşlara hatırlatma olsun diye aşağıda kamp için olmazsa olmaz malzemeleri paylaşağım;
kampçılık küçükten beridir hevesimin olduğu bir spor. gerekli ekipman ve imkanlarım olmadığı için sadece takip edebildiğim bir doğayla iç içe olma serüveni. bende kendi kendimi gaza getirmek suretiyle ucuz ancak başlangıç için yeterli olabileceğini düşündüğüm ekipmanlarla bu serüvene ortak olma peşindeyim.
gerek kamp sporuna yeni başlayacaklara rehber, gerek bu konuda tecrübeli arkadaşlara hatırlatma olsun diye aşağıda kamp için olmazsa olmaz malzemeleri paylaşağım;
- Çadır ; iki kişi için en az 200*150cm boyutlarında üç kişi için 200*200 boyutlarında olmasını tavsiye ederim
- Mat; eğerki arabanızla gidiyorsanız taşıması problem olmaz diyorsanız çadır zeminini taşlardan güzelce temizledikten sonra yorgan kilim vs kullanarak kendinize rahat bir zemin oluşturabilirsiniz. tabiki bu temizleyebileceğiniz kadar düzgün zemin olan yerlerde ve yaz günü uygun olabilir
- Uyku tulumu; kış mevsiminde şart
- Çakmak, kibrit, çakmak taşı; mutlaka bulundurulması gerekir, gerek ateş bir kampın vazgeçilmezidir. çakmak taşı daha bir otantik olur ancak tutuşturmak biraz zor, videoları var aratıp izleyebilirsiniz çakmak taşıyla ateş yakmanın olayını. ayrıca raşo denilen mavi bir tutuşturma sıvısı vardır onunlada daha rahat ateş yakabilirsiniz.
- Bıçak, çakı, konserve açacağı; 3 gün veya daha uzun süreli kamplar için konserve yiyecekler götürmeniz tavsiye edilir konserve açacağı işe yarayacaktır.
- Yeterli miktarda su; kamp yeri çevresinde içme suyu temin etmeniz zor olabilir.
- Pamuk; burun kanamalarında ve bazı yaralanmalarda işe yarar
- Islak mendil, peçete; temizlik için olmazsa olmazlardan.
- İlk yardım kiti; hiç yoktan yara bandı, gazlı bez ve ağrı kesici bulunmalı.
- Güneş kremi; plaj kampları için şart.
- Mikrofiber havlu; 3 veya daha uzun süreli kamplar için alınması faydalı olur. decathlon da 12 lira.
- Mini şampuan; 3 veya daha uzun süreli kamplar için..
- Işık, ışıldak, denizci feneri, kafa lambası, fener, ışık çubuğu; mutlaka bulunmalı en az 1i.
- Yedek pil ve bataryalar.
- Solar Charger; bazı durumlarda çok işe yarıyabiliyor. hepsiburada gibi sitelerde 20lira civarı.
- Şarjı full yedek bir telefon; hayat kurtarır.
- Yedek tişört, eşofman, çorap;
- Şapka;
- Böcek koruyucu sprey; böcekler hoşunuza gitmeyecek.
- Büyük boy çöp torbası; unutmamalıyız ki bizler doğada sadece misafiriz mümkün olduğunca geldiğimiz ve gittiğimiz belli olmamalı.
- İp
- Harita
- Ayna; kızlar zaten çantalarında bulunduruyor.
- Naylon 1*1 metre boyunda bile olsa çadır dışına koyacağınız ayakkabı ve çantalarınızı korur.
- Koli bandı; gerçekten çok faydalıdır, çadır direklerinin kırılması veya çadırın delinmesi esnasında ucuz ve en zeki yoldur.
- Kitap, kulaklık, defter, kalem; kendinize zaman ayırın..
- Fındık, fıstık, çekirdek; çekirdek kabuklarını çadırınızdan uzağa atın yada çöpe atın böcekler gelecektir.
- Ekmek
Arabanızla gidecekseniz semaverinizde demleyeceğiniz çaylar pek bi güzel gidecektir geceleri. şimdilik bu kadar, yakın zamanda planladığımız soğuksu milli parkı bir gecelik kampımız tamamlandıktan sonra sizinle paylaşacağım :)
18 Temmuz 2013 Perşembe
ceyran
odamın balkon kapısı açık,gün boyu eser rüzgar dolar odamın içine.
gece vakti kalkarsam eğer hissederim parkemin buz gibi soğuğunu,
soğukta yatar iyi rüyalar göremem.
rüyalarda insan korkularını görürmüş,
korkularımı düşünmekten korktum ben.
motorsikletimin tek silindiri ritmik inip çıkmıyor motor bloğunun içinde.
kalbimin ritmi de motorsikletimin pistonu gibi ritimsiz.
hayallerle ilgili söylenmiş olan pek çok söz vardır,
söz vardır ki seni bir yerden hayallerine uçurur.
söz vardır artık gerçekleşmeyeceğine emin olduğun hayallerini hatırlatır.
ve söz vardır başın ağrır, ritmin bozulur.
söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.. \ fuzuli
gece vakti kalkarsam eğer hissederim parkemin buz gibi soğuğunu,
soğukta yatar iyi rüyalar göremem.
rüyalarda insan korkularını görürmüş,
korkularımı düşünmekten korktum ben.
motorsikletimin tek silindiri ritmik inip çıkmıyor motor bloğunun içinde.
kalbimin ritmi de motorsikletimin pistonu gibi ritimsiz.
hayallerle ilgili söylenmiş olan pek çok söz vardır,
söz vardır ki seni bir yerden hayallerine uçurur.
söz vardır artık gerçekleşmeyeceğine emin olduğun hayallerini hatırlatır.
ve söz vardır başın ağrır, ritmin bozulur.
söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.. \ fuzuli
5 Temmuz 2013 Cuma
ölümdür yaşanan tek başına, aşk ik ikişiliktir.
insan alışır herşeye, sevmeye, sevilmeye, ölüme, boşluğa ve yokluğa
her zaman inandım buna, alışmaktan daha zor olansana alıştığını bırakmaktır, zordur ama olmayacak birşey değildir. en zorusa alıştığının seni itmesidir.
insanların algıları farklı, buna kimsenin bir lafı yok. hayatı farklı görüyoruz ki farklı hayatlar yaşadığımız için bu normal. o zaman insanları bir arada tutan ne? insan ne ile yaşar? (tolstoy- insan ne ile yaşar kitabını oku).
insanları bir arada tutan şey sevgidir, bakma sen milletin yok iyi anlaşma yok bilmemne dediğine. anne babanla iyi anlaşmasanda seversin ve bir arada kalırsın çünkü yıllardır emek vermişsinizdir beraber bir iletişim kurmuşsunuzdur.
beraber bir sevgi kurmanın ne demek olduğunu beraber bir bina inşaa etmeye benzeterek daha önce anlatmıştım. özetliyorum; beraber sevgi inşaa etmek yanyana iki tuğlayı birleştirerek başlar ve her seferinde birinin bir kendi tuğlasının üzerine birşey koyması ile devam eder.. gün gelince ara ara verilen emeklere bakılır eğer tuğlalar eşitse denirki vaay be ne güzel gidiyoruz. eğer tuğlalardan biri yüksek olsun biri az emek vermiş olsun kavgalar başlar.
en sıkıntılı nokta bir tarafın fazla emek vermesiyle ( yada öyle düşünmesiyle ) cereyan bulur. artık binamız sallanmaktadır. bunun sebebi ağırlık merkezinin sapmasıdır. kişiler istemesede şeytan vesvese verir ve kurdukları sevginin üzernde oturanlar sorgulamaya başlarlar. buraya birşeyler yazacaktım lakin sonra yazayım. sonu mağlum.
anlayacağınız bir sıkıntınız varsa sevginizle sevgilinizle hemen paylaşın bunu birbirinizle, uçurum büyümezse düzeltmek kolay olur. uçurum büyürsede düzeltmek sadece zorlaşır :)
bir insanı kazanmak için herşeyi yaparsınız, eğer o inanı kazanıyorsanız onu elinizde tutmak içinde herşeyi yapın. yaptıklarınız yetmeyebilir, siz deneyin ve kibar olun.
kelin ilacı olsa kendi kafasına sürermiş diyip saçlarımın dökülmesini tekrar vurguluyor ve şunu belirtmek istiyorum, kendinizi bırakırsanız düşersiniz birbirinize tutunun. ancak karşıdaki sizi iterse daha kötü düşersiniz. beraber atlarsanız çok emek verenin canı biraz daha yanar. karşıdaki kendinin de düşeceğini bile bile sizi iterse beraber inşaa ettiğiniz sevgi kulesinden, vay halinize. çünkü burda bir mantıksızlık var.
zırvalıklarımı okuduğunuz için teşekkür ederim.
uçurumun kenarında, bizi iten rüzgarında, pek güvenli değil ama, düşmemek için tutun bana..
her zaman inandım buna, alışmaktan daha zor olansana alıştığını bırakmaktır, zordur ama olmayacak birşey değildir. en zorusa alıştığının seni itmesidir.
insanların algıları farklı, buna kimsenin bir lafı yok. hayatı farklı görüyoruz ki farklı hayatlar yaşadığımız için bu normal. o zaman insanları bir arada tutan ne? insan ne ile yaşar? (tolstoy- insan ne ile yaşar kitabını oku).
insanları bir arada tutan şey sevgidir, bakma sen milletin yok iyi anlaşma yok bilmemne dediğine. anne babanla iyi anlaşmasanda seversin ve bir arada kalırsın çünkü yıllardır emek vermişsinizdir beraber bir iletişim kurmuşsunuzdur.
beraber bir sevgi kurmanın ne demek olduğunu beraber bir bina inşaa etmeye benzeterek daha önce anlatmıştım. özetliyorum; beraber sevgi inşaa etmek yanyana iki tuğlayı birleştirerek başlar ve her seferinde birinin bir kendi tuğlasının üzerine birşey koyması ile devam eder.. gün gelince ara ara verilen emeklere bakılır eğer tuğlalar eşitse denirki vaay be ne güzel gidiyoruz. eğer tuğlalardan biri yüksek olsun biri az emek vermiş olsun kavgalar başlar.
en sıkıntılı nokta bir tarafın fazla emek vermesiyle ( yada öyle düşünmesiyle ) cereyan bulur. artık binamız sallanmaktadır. bunun sebebi ağırlık merkezinin sapmasıdır. kişiler istemesede şeytan vesvese verir ve kurdukları sevginin üzernde oturanlar sorgulamaya başlarlar. buraya birşeyler yazacaktım lakin sonra yazayım. sonu mağlum.
anlayacağınız bir sıkıntınız varsa sevginizle sevgilinizle hemen paylaşın bunu birbirinizle, uçurum büyümezse düzeltmek kolay olur. uçurum büyürsede düzeltmek sadece zorlaşır :)
bir insanı kazanmak için herşeyi yaparsınız, eğer o inanı kazanıyorsanız onu elinizde tutmak içinde herşeyi yapın. yaptıklarınız yetmeyebilir, siz deneyin ve kibar olun.
kelin ilacı olsa kendi kafasına sürermiş diyip saçlarımın dökülmesini tekrar vurguluyor ve şunu belirtmek istiyorum, kendinizi bırakırsanız düşersiniz birbirinize tutunun. ancak karşıdaki sizi iterse daha kötü düşersiniz. beraber atlarsanız çok emek verenin canı biraz daha yanar. karşıdaki kendinin de düşeceğini bile bile sizi iterse beraber inşaa ettiğiniz sevgi kulesinden, vay halinize. çünkü burda bir mantıksızlık var.
zırvalıklarımı okuduğunuz için teşekkür ederim.
uçurumun kenarında, bizi iten rüzgarında, pek güvenli değil ama, düşmemek için tutun bana..

