Sevince yazmadı şairler en güzel şiirleri
Ayrılınca boşalttılar kalemlerindeki murekkepleri
Sevmenin tarifi yok diyor huysuz bir adam günlüğünde. Her sevgi kişiye özel, her deneyim eşsiz. Ancak kaybetmenin tarifi var diyor, kaybedince hepimiz bir'iz.
Kaybetmeden yazıyorum bu defa, aynı zamanda henüz kazanmadım da.
Eger cok kırılmış olmasaydım diyor huysuz bir adam günlüğünde, yıldızlardan çiçekler yapar o uyurken baş ucuna koyardım.
Eğer gece olunca yanmasaydı sokak lambaları, ateş böceklerini pencerenin önüne yollardım.
Kaybetmek bir ihtimal bilirken, ellerini çocuksu heyecanımda buluyorum.
Eğer çok kırılmış olmasaydım diyor, sen de severdin biliyorum.
27 Kasım 2017 Pazartesi
26 Kasım 2017 Pazar
Batı Ormanından (1)
Yedi metre boyunda büyük bir çınar altında hatırladım seni.
Yediveren kan çiçekleri ile aynı anda sustu kaval sesi.
Güneş sadece kızıllığını bıraktı geride, seyre daldım güneşi.
Ve rüzgar ile tepemdeki yaprakların başladı seremonisi.
Batı ormanında bir gün geçirdim, çok söz söylenmiş, az sonuca varılmış ve herkes yarı tatmin biçimde toplanmak için büyük bedel ödediğimiz o yerden ayrılmıştık. Bir çokları bilir ki o malum yer bizlere göre değildir.
Yedi ağaç, yedi insan, yedi ömür, ki bu yedi ömre sığdırılan hayali yüz binler görür. Bir söz söylenmiş ise geri adımı yoktur, bir söz söylemenin ise yöntemi çoktur.
Bir konuşur "bir ülke, üç yanı deniz, beş yanı düşman, içinde milyonlarca insan"
Üç devam eder "bir önder, yüz kahraman, binlerce yürek var ise davaya inanan"
Altı "bir ülke, üç yanı deniz, iki yanı düşman, içinde milyonlarca insan"
Dört devam eder "zayıfları ezen olur her zaman kazanan"
Batı ormanında bir gün, yedi hiç konuşmadan geçti o gün yedi ağacın altında. Rüzgar bile susacaktı yedi konuştuğunda.
Yediveren kan çiçekleri ile aynı anda sustu kaval sesi.
Güneş sadece kızıllığını bıraktı geride, seyre daldım güneşi.
Ve rüzgar ile tepemdeki yaprakların başladı seremonisi.
Batı ormanında bir gün geçirdim, çok söz söylenmiş, az sonuca varılmış ve herkes yarı tatmin biçimde toplanmak için büyük bedel ödediğimiz o yerden ayrılmıştık. Bir çokları bilir ki o malum yer bizlere göre değildir.
Yedi ağaç, yedi insan, yedi ömür, ki bu yedi ömre sığdırılan hayali yüz binler görür. Bir söz söylenmiş ise geri adımı yoktur, bir söz söylemenin ise yöntemi çoktur.
Bir konuşur "bir ülke, üç yanı deniz, beş yanı düşman, içinde milyonlarca insan"
Üç devam eder "bir önder, yüz kahraman, binlerce yürek var ise davaya inanan"
Altı "bir ülke, üç yanı deniz, iki yanı düşman, içinde milyonlarca insan"
Dört devam eder "zayıfları ezen olur her zaman kazanan"
Batı ormanında bir gün, yedi hiç konuşmadan geçti o gün yedi ağacın altında. Rüzgar bile susacaktı yedi konuştuğunda.
11 Ekim 2017 Çarşamba
Düşlerin sokak lambasında kör olduğu gece
Bu gece bir sokak kaldırımında oturuyorum. Düşler oynuyor sokakta, herkes uyuyunca ortaya çıktılar, geldiklerini çok az insan gördü ve çok azaları buna şahit oldular, belki de onlar yalnızca yalnızdılar.
Huysuz bir adamın günlüğünü okuyordum, yine düşleri seyretmiş bir gece kaldırımda. Yazmamış ama biliyordum: gündüzden beklemiş olmalı onları orada.
Karnım gurulduyor en son ne yediğimi hatırlamıyorum, bu sözlerim karamsarlık kokuyor biliyorum. Düşler sokak lambalarının ışıklarına bakıyorlar ben onları seyrediyorum. İnsan düşlerde kör olur derler, bu gece düşler sokak lambalarının ışığında kör oluyorlar, yıldızlar onlar sokak lambalarına baktıkça yok oluyor. Ben düşlere üzülüyorum.
" Gecenin sessizliğinde huzur bulan insanlar ve gündüzün telaşında kaybolan ruhlar tanıdım. " bu cümle bana bu şarkıyı hatırlatır. Huysuz bir adamın günlüğünü okuyordum ve bir amaç seziyorum cümlelerinde, pişmanlık, kargaşa ne yaşadı ise ona 'insan nedir' bilmeyi öğretmiş.
İnsanlar doğruları duymaktan o kadar korkarlar ki onların yüzlerine doğruları söyleyen insanları kendilerinden uzaklaştırırlar. Düşler sokaktalar halen, tan yerinin ağarmasına bir saat kadar var. Ve o zaman ki düşler kaybolur sokaktan ki sokak lambaları artık mesailerini bitirirler, ayrı bir telaşe kaplar sokakları. Bozulmuş sosyal düzenin içerisinde sahte hayaller ile sahte mutluluklar üreten kitleler doluşur sokaklara. Boşver..
Henüz tan ağarmamış iken gecenin sessizliğine bırakırım kendimi. Düşleri seyreder, bastırırım diğer her şeyi.
Huysuz bir adamın günlüğünü okuyordum, insan nasıl kaçar gibi yapar düşüncelerinden daha iyi anlıyordum. Ve o gece onunla beraber o kaldırımda oturup kadim gökyüzünün altında düşleri seyrediyordum.
_________________________
Eylülün son günü ve ben yola düştüm trenle, yanımda arkadaşlarım istikamet "Cinque Terre". Anlamı 5 köy demek ama 20 dakikaya sığdırmaya çalıştım bir günü. Yeni projemi de kivisel düşünceler şeklinde adlandırdım.
Huysuz bir adamın günlüğünü okuyordum, yine düşleri seyretmiş bir gece kaldırımda. Yazmamış ama biliyordum: gündüzden beklemiş olmalı onları orada.
Karnım gurulduyor en son ne yediğimi hatırlamıyorum, bu sözlerim karamsarlık kokuyor biliyorum. Düşler sokak lambalarının ışıklarına bakıyorlar ben onları seyrediyorum. İnsan düşlerde kör olur derler, bu gece düşler sokak lambalarının ışığında kör oluyorlar, yıldızlar onlar sokak lambalarına baktıkça yok oluyor. Ben düşlere üzülüyorum.
" Gecenin sessizliğinde huzur bulan insanlar ve gündüzün telaşında kaybolan ruhlar tanıdım. " bu cümle bana bu şarkıyı hatırlatır. Huysuz bir adamın günlüğünü okuyordum ve bir amaç seziyorum cümlelerinde, pişmanlık, kargaşa ne yaşadı ise ona 'insan nedir' bilmeyi öğretmiş.
İnsanlar doğruları duymaktan o kadar korkarlar ki onların yüzlerine doğruları söyleyen insanları kendilerinden uzaklaştırırlar. Düşler sokaktalar halen, tan yerinin ağarmasına bir saat kadar var. Ve o zaman ki düşler kaybolur sokaktan ki sokak lambaları artık mesailerini bitirirler, ayrı bir telaşe kaplar sokakları. Bozulmuş sosyal düzenin içerisinde sahte hayaller ile sahte mutluluklar üreten kitleler doluşur sokaklara. Boşver..
Henüz tan ağarmamış iken gecenin sessizliğine bırakırım kendimi. Düşleri seyreder, bastırırım diğer her şeyi.
Huysuz bir adamın günlüğünü okuyordum, insan nasıl kaçar gibi yapar düşüncelerinden daha iyi anlıyordum. Ve o gece onunla beraber o kaldırımda oturup kadim gökyüzünün altında düşleri seyrediyordum.
_________________________
Eylülün son günü ve ben yola düştüm trenle, yanımda arkadaşlarım istikamet "Cinque Terre". Anlamı 5 köy demek ama 20 dakikaya sığdırmaya çalıştım bir günü. Yeni projemi de kivisel düşünceler şeklinde adlandırdım.
19 Eylül 2017 Salı
Yeniden Dönüş
İki dolunaydan daha uzakta şimdi gözlerin
Aynı yerde bekliyorum tramvayları
Ve farsça şarkılar suskun bugün
Sakladım kalbimde oyuncakları
Gözlerinden nehirler geçiyordu
Ve nehirler kaybolurken vadiler arasında
Birikmiş keşkelerimi buluyorum gün batımında
Yeniden dönüş diye sayıklıyor içim ama ellerin nerededir?
Gözlerinin yeşili o eşsiz nehirlerdedir
Geri veremem sana kurduğun o düşleri
Ve geleceğin anahtarı belki o tek hecededir
Bir zamanlar çığ düşen dağlar sessiz
Dağlar uzak
Ve yokluğunda benim bakışlarım kurak
Neden gerek nehir gözlerin anlıyor musun?
Kaç dolunay daha bekleyeceğim seni
Kaç yağmur damlası ıslatacak ceketimin omuzlarını
Kaç tramvay geçecek bu sokaktan belki fecir
Ve belki ben nehirleri yıldızlara soracağım
11 Temmuz 2017 Salı
Il tempo è relativo
"Time is quite relative my dear" he said. He knew that how universe works and how people think.
"Our planet Earth is on orbit for a long time. When we recognize it, we called one cycle around the Sun as one year. The term of year is something we made it up. So why do you think that I care how old you are or the age differences between us. Its meaningless even we dont know how long we will be exist. Time is quite relative my dear, dont overestimate human kind. We are just here, try to enjoy now. Yes right now."
He freed himself from time then he believed in love as many others..
______________________
"Our planet Earth is on orbit for a long time. When we recognize it, we called one cycle around the Sun as one year. The term of year is something we made it up. So why do you think that I care how old you are or the age differences between us. Its meaningless even we dont know how long we will be exist. Time is quite relative my dear, dont overestimate human kind. We are just here, try to enjoy now. Yes right now."
He freed himself from time then he believed in love as many others..
______________________
Dolunayın ardından
Tramvaylar geçiyor önümden, ben seni bekliyorum
Sözlerin havada süzülüyor, ben gözlerinde yüzüyorum
Farsça bir şiir okuyorum bugün
Hayır mesnevi den bir beyit değil bu
Bu sana son defa soruşum diyor şair
Yalan söylüyor kendine biliyorum
Sadece bir cevap bekliyor nefesinden hayata dair
Farsça bir şarkı çalıyor uzaklardan belki eski bir anıdır umuyorum
Dudakların eşlik ediyor şarkıya, ben dudaklarına bakıyorum
Gözlerin gökyüzünde dolaşıyor, ben gözlerinde yaşıyorum
Sokak lambaları daha düşük frekansta titriyor bugün
Kalbimi senden korumam gerek korkuyorum
Umursamazlık okulundan birincilik ile mezun olduğun yazıyor gazetelerde
Ben yağmurun kokusunu yağmadan alıyorum
Yaz yağmurları çok kısa sürer, bunu bilenler çoktur
Yalnız kendi ile konuşanların kalplerinin anahtarı yoktur
Ve seyretmek dolunayın ardından seni
Tüm düşler nasıl da tarumar olur
Sözlerin havada süzülüyor, ben gözlerinde yüzüyorum
Farsça bir şiir okuyorum bugün
Hayır mesnevi den bir beyit değil bu
Bu sana son defa soruşum diyor şair
Yalan söylüyor kendine biliyorum
Sadece bir cevap bekliyor nefesinden hayata dair
Farsça bir şarkı çalıyor uzaklardan belki eski bir anıdır umuyorum
Dudakların eşlik ediyor şarkıya, ben dudaklarına bakıyorum
Gözlerin gökyüzünde dolaşıyor, ben gözlerinde yaşıyorum
Sokak lambaları daha düşük frekansta titriyor bugün
Kalbimi senden korumam gerek korkuyorum
Umursamazlık okulundan birincilik ile mezun olduğun yazıyor gazetelerde
Ben yağmurun kokusunu yağmadan alıyorum
Yaz yağmurları çok kısa sürer, bunu bilenler çoktur
Yalnız kendi ile konuşanların kalplerinin anahtarı yoktur
Ve seyretmek dolunayın ardından seni
Tüm düşler nasıl da tarumar olur
10 Temmuz 2017 Pazartesi
Kuşlar uçuyor hayat ne garip..
Son iki aydır kütüphane mağduruyum. Derslerin de bitmesi ile beraber sabah 8am kütüphane çalışanları ile açılış, pek uykulu isem kahve makinesinden bir kahve almam ve ardından ders çalışmaya başlamak..
Tam üç dolunay olmuş yazmayalı buraya. Biraz durulduk, sınav sonuçlarını da bekliyoruz derken yazasım tuttu. Şu an yazdığım masanın da fotoğrafını paylaşıp anlatmaya başlıyorum.
Burada kaldığım her gün Milan'ı daha çok seviyorum. İlk geldiğimde edindiğim hırçınlık yavaş yavaş beni terk ediyor. Hoşuma gitmeyen şeylere alışmaya başlıyorum veya hoşuma giden şeyler değişmeye başlıyor.
Burası gerçekten çok güzel bir şehir. Mesela geçen gün Sefa ile bir konuda konuşuyorum "aa sinemaya gitsenize" dedi ben bir şaşırdım. Bir insan niye sinemaya gitsin diye değil, ama gerçeklik şu: Ankara'da etkinlikler (buluşmalar, yeme içme, takılma) hep avm lerde oluyor. Bunun çok önemli bir nedenleri şehrin kışın soğuk olması, avm kütlürünün on yıl içerisinde iyice oturmuş olması, talep de görmesi, çoluk çocuk gelindiğinde güvenli olması. Ama benim için zaten oldukça tiksindirici olan bu kapitalizm şatoları daha da kötü hale geldi..
(Şu an bu farsça şarkıyı dinliyorum)
Burada şehrin içinde bizim avm ler gibi sayılabilecek belki bir iki yer var ancak kimse arkadaşlarıyla buluşmak için avm ye gitmiyor, yemek yemek için avm ye gitmiyor, ne yapayım ne edeyim diye düşünüp zoraki sinema,lazer tag, bowling zorlanmıyor..
Son dolunayı izlediğim yerden size bahsetmek istiyorum ismi "Arco Della Pace". Burada kışın kimseleri göremesek de yaz akşamları hiç yoksa gece 1e kadar insan dolu. Ama insan dolu derken tıklık tıklım kalabalıktan bahsetmiyorum (örneğin bir cuma akşamı seğmenlerde oturacak yer arayıp iki ağaç olsun da altında oturalım ve rahat edelim diye gidiyoruz, ancak cool takıldığımız seğmenler parkı gerçekten o kalabalıkta cool olmuyor, ancak elimizdeki en güzel seçenek tabi orası ayrı).
![]() |
| Parco Sempione tarafından görünümü |
Şehrin hemen hemen tam ortasında olan Arco, Sempione parkının sonunda yer alıyor. Sempione parkının bir diğer ucunda ise Castello Sforzesco bulunuyor. Sağ tarafa eklediğim ikinci fotoğraftan Arco nun ortasından ileriye doğru baktığınızda Sempione parkı ve Sforzesco kalesi görünmekte. Oldukça keyifli bir manzara.
Resimde görünen tramvay benim evme gidiyor. Son durağı olan piazza castelli'de inerseniz beklerim.
![]() |
| Diğer taraftan görünümü |
Aslında buranın güzelliği yediğiniz içtiğiniz veya gördüğünüz şeyler değil. Her şeyin bir uyum içerisinde olması. Güzel bir şehirde yaşadığınızı hissetmeniz. Sokakların açılarından tutun da, önünüzden geçen tramvay, ağaçlar.. Her şey bir uyum içinde. Ama bu rastgele olan bir şey değil, her şeyin uyum içinde olması için, daha güzel olması için çaba gösterilmiş ve bir emeğin sonucu.
Son dolunayı Arco da seyrettim, gün batımını orada yakaladım bir sonraki dolunayda Türkiye de olacağım.
Seneye nerede kalacağım henüz belli değil, ama şuan bu satırları yazdığım evden ayrılacağım. Hiç bir sınavım henüz açıklanmadı ve bu sebepten henüz dönüş bileti de almadım. Bir kontrol manyağı olarak belirsizlikler beni çok tedirgin ederdi, ancak ona da alıştım.
Bir sürü şeye alışmak bir büyüme işareti mi?..
Edit: böyle bir şarkı varmış hiç unutmak istemiyorum "Yusuf - Cat Stevens / Father and Son"
![]() |
| Bir kış gecesi Arco della Pace |




