şimdi ve sonra
ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim, gönlüm, çocukluğum buz tutar..
öncesi.
17 Kasım 2011 Perşembe
11 Kasım 2011 Cuma
bir kızgınlıktır sizinle paylaşacağım. takvimlerin 1den şaşmadığı günde yazacağım.
hadi ben buraya ara sıra yazıyorumda adama sorarlar "e çocuk o kadar gittin bi defter aldın, orayada yazıcaktın hani? neden iki aydır o deftere dokunulmuyor? ha." derler ve kızarlar.
halbuki ben elime alınca kalemi tüm yapraklar serilir önüme. bir çınardır özü yaprakların sonbaharın sonunda duran. yapraklardır gökyüzünün altında-yeryüzünün üstünde kuruyan. korkma artık boşluktada olsa yürümekten/koşmaktan. sen aldığın nefesten zevk almaya bak.
ha bu arada "bay zagoncu şunu oku iyidir" desene.
hadi ben buraya ara sıra yazıyorumda adama sorarlar "e çocuk o kadar gittin bi defter aldın, orayada yazıcaktın hani? neden iki aydır o deftere dokunulmuyor? ha." derler ve kızarlar.
halbuki ben elime alınca kalemi tüm yapraklar serilir önüme. bir çınardır özü yaprakların sonbaharın sonunda duran. yapraklardır gökyüzünün altında-yeryüzünün üstünde kuruyan. korkma artık boşluktada olsa yürümekten/koşmaktan. sen aldığın nefesten zevk almaya bak.
ha bu arada "bay zagoncu şunu oku iyidir" desene.
7 Kasım 2011 Pazartesi
i want to write something for Sarah. she is a good person and she has
nice wiev of world. we met with her on an website and my first aim was
to improve my english skills, but now i have a friend from a foreign
cointry, and i can find almost everything -which are i expect from a
friend- from her. i am glad to meet with you. and i hope you will have a
good time in Turkey. and another friends from another countries, i know you want to read something written on english. i will try to do it when i get chenge. also i need all of you, because i am chatterbox and wanna to talk with you. see you again.
ister birileri karalanmasını birkaç kelimenin. ve ruh sığmaz taşar mürekkeb kabından..
bu aralar değişik şeyler yapıyorum, daha az düşünüyormuş gibi yapıyor, daha az önemsiyormuş gibi davranıyor, daha az ince bir ruhmuş gibi konuşuyorum. davranışlarımın çoğu birer deney gibi meydana geliyor. düşünüyor, uyguluyor, sonuçlarını gözlüyorum.
hah bazılarınıza anlattım hatta bazılarınıza birden fazla defa anlattım, benim okulum her gün 6buçukta biter, hemde akşam. hatta üç tane sınav olduk onlarda 6buçuktan sonraydı, hemde tekrar akşam. ve biz böyle okuyoruz arkadaş. çıkarım sınavdan saatler geç olmuştur ve benim gözler fıldır fıldır! neden acaba?.
bir yerlerde yüksek bir tepede yeşillikler kar'ın altında kalmakta. bu yerde gökyüzü mavi. ancak öyle bir mavi ki bu uzak diyarlardan gelenler mavinin bu tonunu bilmezler. anlamazlar zaten sadece rüzgarın anlattıklarını duyabilenler hayallerinde canlandırabilir bunu. kar alttan erimeye başlar, besler toprağı, arkadaşını. bu yerlerin soğuğu üşütmez seni. soğuk öyle bir soğuktur ki buz keser ellerin, hissetmezsin. soğuk öyle bir soğukturki mutluluk içinde yüreğin, üşümezsin. dalgalar yoktur artık, buz tutmuştur ağaçların dalgalanan dalları. gökyüzüne bakınca insan, anlarki lisan sahibi bulutlar. sana gösteriyor görmek istediklerini, özlenenin gözleri oluyor bazen, konuştuğundaysa senden öncekilerin özlemlerini anlatıyor, gösteriyor sana. ve zaten sen bunların hepsini rüzgardan dinlemiştin evvelden. devam et rüzgarı dinlemeye. kapat gözlerini izin ver, hele bir anlasın dost olduğunu gözlerinle görmekten vazgeçirecek seni.
A. Said Parlak / 7 Kasım 2011
Ankara / Türkiye
ister birileri karalanmasını birkaç kelimenin. ve ruh sığmaz taşar mürekkeb kabından..
bu aralar değişik şeyler yapıyorum, daha az düşünüyormuş gibi yapıyor, daha az önemsiyormuş gibi davranıyor, daha az ince bir ruhmuş gibi konuşuyorum. davranışlarımın çoğu birer deney gibi meydana geliyor. düşünüyor, uyguluyor, sonuçlarını gözlüyorum.
hah bazılarınıza anlattım hatta bazılarınıza birden fazla defa anlattım, benim okulum her gün 6buçukta biter, hemde akşam. hatta üç tane sınav olduk onlarda 6buçuktan sonraydı, hemde tekrar akşam. ve biz böyle okuyoruz arkadaş. çıkarım sınavdan saatler geç olmuştur ve benim gözler fıldır fıldır! neden acaba?.
bir yerlerde yüksek bir tepede yeşillikler kar'ın altında kalmakta. bu yerde gökyüzü mavi. ancak öyle bir mavi ki bu uzak diyarlardan gelenler mavinin bu tonunu bilmezler. anlamazlar zaten sadece rüzgarın anlattıklarını duyabilenler hayallerinde canlandırabilir bunu. kar alttan erimeye başlar, besler toprağı, arkadaşını. bu yerlerin soğuğu üşütmez seni. soğuk öyle bir soğuktur ki buz keser ellerin, hissetmezsin. soğuk öyle bir soğukturki mutluluk içinde yüreğin, üşümezsin. dalgalar yoktur artık, buz tutmuştur ağaçların dalgalanan dalları. gökyüzüne bakınca insan, anlarki lisan sahibi bulutlar. sana gösteriyor görmek istediklerini, özlenenin gözleri oluyor bazen, konuştuğundaysa senden öncekilerin özlemlerini anlatıyor, gösteriyor sana. ve zaten sen bunların hepsini rüzgardan dinlemiştin evvelden. devam et rüzgarı dinlemeye. kapat gözlerini izin ver, hele bir anlasın dost olduğunu gözlerinle görmekten vazgeçirecek seni.
A. Said Parlak / 7 Kasım 2011
Ankara / Türkiye
23 Ekim 2011 Pazar
vakti gelmiş birşeyler
en sevmediğim iştir veda etmek. hiç sevmedim ve sevmeyeceğim. vedalar, gitmeler, terketmeler, zorunluluktan dolayı bir nesneden, canlıdan veya değerden uzaklaşmalar tamamen ters benim doğama.
beş aydan biraz uzun süredir birlikteyiz, arkadaşın ismi sarven. inatçı bir keçidir aslında. eh hayatımdada önemli yeri vardır. dün son defa arşınladık yolları seninle. ilk önce kuzeye, oradan doğuya, daha sonra güneye ve batıya gittik. artık ellerimi iki yana açarak üzerinde durabiliyordum giderken, çünkü emindim artık senden ve kendimden. güzel bir veda turu oldu bence, yine o ağaçlarla dolu yoldan geçtik seninle. hani o benim kafam atınca hadi gidelim dediğim ve hiç ikiletmediğin yere. güzelce selamladık doğayı ve teşekkür ettik bu güzellikler için. ve şimdi sen gidiyorsun. belki gün gelir bir kez daha karşılaşırız.
bir okuyum dedimde, bayağı duygulu bir yazı olmuş, eh artık daha iyi bir sürücüyüm ve en geç bir seneye kadar başka bir motorsikletle karşınızda olacağım arkadaşlar.
ve bu şarkı huzurlu bir yolculuk yapmama bazende keyif içinde gözlerimi kapatmama neden olur.
beş aydan biraz uzun süredir birlikteyiz, arkadaşın ismi sarven. inatçı bir keçidir aslında. eh hayatımdada önemli yeri vardır. dün son defa arşınladık yolları seninle. ilk önce kuzeye, oradan doğuya, daha sonra güneye ve batıya gittik. artık ellerimi iki yana açarak üzerinde durabiliyordum giderken, çünkü emindim artık senden ve kendimden. güzel bir veda turu oldu bence, yine o ağaçlarla dolu yoldan geçtik seninle. hani o benim kafam atınca hadi gidelim dediğim ve hiç ikiletmediğin yere. güzelce selamladık doğayı ve teşekkür ettik bu güzellikler için. ve şimdi sen gidiyorsun. belki gün gelir bir kez daha karşılaşırız.bir okuyum dedimde, bayağı duygulu bir yazı olmuş, eh artık daha iyi bir sürücüyüm ve en geç bir seneye kadar başka bir motorsikletle karşınızda olacağım arkadaşlar.
ve bu şarkı huzurlu bir yolculuk yapmama bazende keyif içinde gözlerimi kapatmama neden olur.
17 Ekim 2011 Pazartesi
pastil havasında bir yazı
eh gün boyu kampüs içerisinde hasta hasta elimde çayla boynumda puşiyle zaman zamanda kafamda bereyle dolaştım durdum. ama her işte olduğu gibi bununda geçmişine inmek lazım;
11ekimsalı: mister zagoncu 7.47 de kalkar. çünkü o çift rakamla biten saatlerde kalkmayı sevmez. mesela kaltı saat 7.46 mı yatar içinden altmışa kadar sayar geri kalkar. herneyse. karar verir okula motorsikletle gidicek (okul ile ev arası 33km). hava kapalıdır, hafiften serindir, rüzgarlıdır. türlü türlü yol bilgisizliğiyle okula ulaşır ve aslında 32.6km olduğunu anlar. dönüş ise çok çetindir, hafif yağış altında, yerler yaş ve soğukla savaşarak eve döner -ki dönüş 35km dir.
13ekimperşembe: mister zagoncu sabah ne yaptı bilinmez, ben bile hatırlamıyorum. akşam iki ders için okula gider. okuldan döner.
14ekimcuma: mister zagoncu motorsiklet grubuyla bir hastanede lösemili çocuklar için toplanan yardımı iletmek için arkadaşlarına katılacaktır. sabahtan bass gitarıyla biraz zaman geçirir ve öğleden sonra keyifli bir yolculukla (giderken hafiften burnu felan akarak) organizasyonu gerçekleştirirler.
dönüşteyse gözlerinin altı çökmüş burnunu çeke çeke "şifayı kapmış" denilen olayla bütünlenmiştir. o gün bu gündür bu çocuk hastadır. ilaç içmez. ancak dua ederseniz iyileşir belki.
11ekimsalı: mister zagoncu 7.47 de kalkar. çünkü o çift rakamla biten saatlerde kalkmayı sevmez. mesela kaltı saat 7.46 mı yatar içinden altmışa kadar sayar geri kalkar. herneyse. karar verir okula motorsikletle gidicek (okul ile ev arası 33km). hava kapalıdır, hafiften serindir, rüzgarlıdır. türlü türlü yol bilgisizliğiyle okula ulaşır ve aslında 32.6km olduğunu anlar. dönüş ise çok çetindir, hafif yağış altında, yerler yaş ve soğukla savaşarak eve döner -ki dönüş 35km dir.
13ekimperşembe: mister zagoncu sabah ne yaptı bilinmez, ben bile hatırlamıyorum. akşam iki ders için okula gider. okuldan döner.
14ekimcuma: mister zagoncu motorsiklet grubuyla bir hastanede lösemili çocuklar için toplanan yardımı iletmek için arkadaşlarına katılacaktır. sabahtan bass gitarıyla biraz zaman geçirir ve öğleden sonra keyifli bir yolculukla (giderken hafiften burnu felan akarak) organizasyonu gerçekleştirirler.
birde bu çocuğunn bazı arkadaşları var "abi ne zamandır sarvenle beraberiz bi fotoğraf çektiremedik" diyince kırmazlar onu.
birde hani birşey üzerine düşünürsün ve aklına takılan birşeyler olurya, hah işte bende ona kafayı takmış durumdayım benimle paylaşsana beraber düşünce üretiriz.
Etiketler:
ankarada sonbahar,
düşünce üretimi,
grip,
grup gezileri,
motordelisi,
pastil
Yer:
Ankara, Türkiye
15 Ekim 2011 Cumartesi
yok etmeden var olmak
yok etmeden var olmak
işte deyişimiz. santarlistanbul 1910 yılında kurulmuş olan istanbulun elektrik santrali. şimdilerde enerji müzesi olarak görevini sürdürmekte. ve fırsatı olanlar için bir ocak 2012 tarihine kadar orada birşey var gidip görülmesi tavsiye edilir birşey o şey -çok şey bişey.
işte deyişimiz. santarlistanbul 1910 yılında kurulmuş olan istanbulun elektrik santrali. şimdilerde enerji müzesi olarak görevini sürdürmekte. ve fırsatı olanlar için bir ocak 2012 tarihine kadar orada birşey var gidip görülmesi tavsiye edilir birşey o şey -çok şey bişey.
bir hapşırıkla başladığım paragraf bir diğer hapşırıkla devam ediyor. aa evet hasta oldum ve çok memnunum bu durumdan çünkü kış geliyor. aynı zamanda ilk vizelerde geliyor ama o ayrı bir yazı konusu olur sanırım. yaklaşık bir aydır hiç kitap okumadım. arkadaşımdan aldığım kitap -ki iki ay oldu- bile bitmedi henüz. yavuz ilk görüşmemizdek kitabını vereceğim.
kafası renkli olan insanlar duvarların arasından dışarı taşan renkleriyle beni selamlarlar. aklından bir sayı tutmalar meşurken şimdileri ben içinden bir hayal tut ve sarıl derim. tanımlaman önemli değil ki aslında birşeyi tanımalamak hiçte kolay birşey değildir.
bu arada; seninle karşılaşmak güzeldir marlis.
2 Ekim 2011 Pazar
tamam
tamam. sen; dünyanın acısını yaşamış, kalabalıkların arasında derdinin duvarını yaza yaza bitirememiş bir ruhsun. aynı ben ne güzel.
iyi de. sen; dünyanın şu karanlık yüzünü haykırmaktan cayıp, gökyüzünün maviliklerine sarılsan. bunu yapmadığında çirkin dünya üzerinde haykırdığın siyah lanetin aslında o tertemiz(!) bedenlerimizin taşıdığı tertemiz(!) ruhlarımızı düşün.
dünya öncelikleri hızla değişiyor. kısa bir süre sonra insanların daha fazla düşünmeye ihtiyacı olacak, ancak davranış seçimlerinin tahmin edilemez olması benim tercihimde üst sıralardadır.
gelecek dünyanın "güzel bir dünyada yaşamaktan ziyade içinde yaşadığı dünyayı güzelleştirmek" inancıyla dolmasını dilerdim.
en gelecek dünya, geçmişteki güzel masallarda gizlidir.
bu arada bu saate kadar uyumamış değilim, yazıyı yatağımdan kalkıp yazdım çünkü düşünceler uyutmuyordu. aferim bana.
iyi de. sen; dünyanın şu karanlık yüzünü haykırmaktan cayıp, gökyüzünün maviliklerine sarılsan. bunu yapmadığında çirkin dünya üzerinde haykırdığın siyah lanetin aslında o tertemiz(!) bedenlerimizin taşıdığı tertemiz(!) ruhlarımızı düşün.
dünya öncelikleri hızla değişiyor. kısa bir süre sonra insanların daha fazla düşünmeye ihtiyacı olacak, ancak davranış seçimlerinin tahmin edilemez olması benim tercihimde üst sıralardadır.
gelecek dünyanın "güzel bir dünyada yaşamaktan ziyade içinde yaşadığı dünyayı güzelleştirmek" inancıyla dolmasını dilerdim.
en gelecek dünya, geçmişteki güzel masallarda gizlidir.
bu arada bu saate kadar uyumamış değilim, yazıyı yatağımdan kalkıp yazdım çünkü düşünceler uyutmuyordu. aferim bana.
Etiketler:
gelecek,
new world order,
öz değerlendirme
Yer:
Ankara, Türkiye

